

türk edebiyatının son dönemlerinde yetiştirdiği asi, anarşist, ahlaksız, dahi prens(es)i...
kelimelerle oynayışı ve hatta kelimeler yeni anlamlar kazandırması oldukça etkileyici...
beÄŸeniyle takip ediyor(d)um...
şiirlerinden bazıları :
Bir Martıyı Ağlattın Sen
Azılı Aşklar Şatosu
Ölümü de Kusacağım
evarkadaşı
kurÅŸun deliÄŸi
heder
aÅŸka dair
tereddüt
korkunç saat
sır göçü
de gülüm
...
şairin paraya ihtiyacı oldukça kitap çıkarması okuyucularının dikkatini çekmektedir ki son dönemde elinin bol olduğu düşünülmektedir...
de gülüm...
de gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!
de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişligi ögretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!
göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksin gülüm-ki
iÅŸte o vakit bana-dogrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
sen ne zaman istersen
saldır, benim ellerim yukarı..
iyi bak bana. kızgınım. giderken unutma bunu.
bir martıyı ağlattın sen...
bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık
kütür kütür küfrediyor gece imanıma
bir yaprak kırılıp suya düşüyor
su yaralanıyor su kanıyor şelale!
ah nasıl titredim tensiz
bir piyanist büküldü sanki
kesişen ayrışık doğrular gibi
çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
öyle düzgün suna bir elyazısı
yüzün yüzüme aksedince
yüzün ayna alnımda
yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı!
bitmemiş bir ömrün yalanısın
sen: kabuslarımın tabiri
çocukluğumun arta kalanısın!
öldüreceğim kendimi dudaklarınla
dudaklarin etle, ÅŸehvetle seferber
sen! bana inen son kutsal kitap
son fakir yatır
son aciz peygamber!
bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
...
bir martiyi aglattin iste
bir cocuk garanti intihar eder artik
kutur kutur kufrediyor gece imanima
bir yaprak kirilip suya dusuyor
su yaralaniyor su kaniyor selale!
ah nasil titredim tensiz
bir piyanist bukuldu sanki
kesisen ayrisik dogrular gibi
carpisiverdim yuzunle.
yuzun oyle duzgun suna bir elyazisi
yuzun yuzume aksedince
yuzun ayna alnimda
yuzun uzun huzunlu bir alinyazisi!
bitmemis bir omrun yalanisin
sen: kabuslarimin tabiri
cocuklugumun arta kalanisin!
oldurecegim kendimi
dudaklarinla
dudaklarin etle, sehvetle seferber
sen! bana inen son kutsal kitap
son fakir yatir
son aciz peygamber!
bir martiyi aglattin iste
bir cocuk garanti intihar
eder artik
€v€®¥ M€ æND €v€R¥ ¥oU...!
...
piÅŸti...:P
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
fark edip degistirecek oldum
tam o anda pişti'yi yollamışsın :D
de gülüm'ü görünce bir martıyı aglattın sen'i de ben yollayayım demiştim ama oeehh ama hakkaten :)
yalınayak alkol kamplarında hayatımız bir komplikasyon
€v€®¥ M€ æND €v€R¥ ¥oU...!
85
sen ve theguest...
"yeni nesil çok taaaaşşş...
hepsini ham etmek istiyorum...
ama hepsi çok tın yaaa...
inanmıyoruuumm..."
diyenlere kapak oluyorsunuz sevgili urbcanlar...
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
Büyük iskender.....
..
uzanıp topraktan çıkarttın beni
tozumu sildin, hohladın, parlattın
ovdun ve okşadın beni
çıktı içimdeki cin;
ondan
-gidecektin, mecburdun, hepsi gibi-
affını diledin.
mayıstı. mecburdum.
seni o yüzden bağışladım!
olmaz böyle şey
yani
bu.
entrika
Ah nasılda geçiyor zaman
Yeni ölmüş birinin üstünü örtercesine narin
Heryerde akşamüstleri bir gül gibi kopartılabilir
Polisle tartışan kadının arasına bayılan deniz
Neden her denizin bir de annesi olmasın
Bir elin bir elden hamile kalması kadar zengin
Ve Taksim'den BeÅŸiktaÅŸ dolmuÅŸuna binen sardunya
Her adam adını bir yerlerde düşürebilir
Bu şiir yazıldığı gibi okunmalı
Bu hayat bilindiÄŸi gibi yaÅŸanacaksa
Yani hüzün dediğim yalnızca bir küfürdür
Ve küfür bir karanfilin ağzına ne kadar yakışırsa
Kalın kırmızı bir çizgi çekin aşkın altına
Bakışların altına, ihanetlerin, intiharların da
Sonra karşılarına geçip şaşırın biraz
Yani uçuruma yuvarlanan kamyona koşan köylü çocuklar
Direksiyonun başında bir palyaço bulunca nasıl nar gibi şaşırsa
Ah nasılda geçiyor zaman
Nefes nefese doÄŸan sevdaya raÄŸmen
KeÅŸke bir ÅŸeyler keÅŸfetseydik diyor insan
Ve mezarlık yoluna sapıyor hemen
Ben bütün bir gece uyumadan ölebilirim
Herhangi biri bütün bir gece ağlayabilir
Unutturabilir saydam bir renk eski bir sevgiliyi
Ve bir camın patlayarak kırılması
Eski bir sevgiliyi birdenbire
Hatta acımasızca hatırlatabilir
Yani sevgili dediğim yalnızca bir fıkradır
Hem insan bir fıkraya daha ne kadar gülebilir
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
biraz
radiohead, biraz iskender. tehlikeli bir karışım olabilir.
olmaz böyle şey
ya...
karışımların en tahlikelilerini
istemiştir hep canım...
bu yüzden zaten tek ayak üstünde
alır en sert kadehleri
sarhoş hayatım...
evet güzel oldu...;)
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
karışım
etkisini göstermeye başladı heralde :))
olmaz böyle şey
85
moosic adlı urbcana verdiğim cevap senin için de geçerlidir urbcan...
devam...
sevgiyle selemlıyorum sizi...
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
.........
Nefret ettiÄŸim kiÅŸilik....
bir iki geliyor freddy
uc dort kapini ort
bes alti burda koruyamaz seni tanri
yedi sekiz ruyanda beni ciz
dokuz on bu kabus son....
???
neden acaba?
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
..
Ağzında diş yok iken, bütün dişleri dökülürken taksim istiklal caddesinde içki parası dilendiği için, birlikte çalışmak zorunda olduğumuz bir dönemde telefonuma gönderdiği mesajlar ve aramalar sayesinde sevgilimle aramızda hafif gerginlik yarattığı için, yazdıkları ile yaşadığı bohem hayatın uyuşmadığı için, ....vb bir sürü sebep....
bir iki geliyor freddy
uc dort kapini ort
bes alti burda koruyamaz seni tanri
yedi sekiz ruyanda beni ciz
dokuz on bu kabus son....
fakat...
yaşadığı bohem hayat ile yazdıları uyuşmadığı için mi???
burasını anlamadım işte...
aslında kişilik olarak ben de sevmem ki kendisinin erkek sineğe bile asıldığını duydum...
ama süper yazıyor be adi herif...:P
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
civangir l
yalınayak alkol kamplarında
hayatımız bir komplikasyon
bir o adada bir bu adada karaya vurdu yüzün
ah bir gözü dönmüş hüzün
gibi üzerime sıçrayan okyanus yunusları
bir dalıp çıkmaları acı karşılaşmalar
gibi sularında köpük köpek ömrümüzün
ben buruşuk ipek mendil kaldım
bileklerimin iç kısmını öpemez kimseler
tuttu sürükledi beni ibne ince sülün bir maytap
matrak bir tanrıyla salaş bir kulun şakalaşması
gibi siktiri boktan ayrılıklar.
onlar bir duble rakı daha söylediler
onlar bir duble rakı daha anlattılar
bir elimi götürüp saçlarına taktım ben senin
bir elimi götürüp siyah eldivenlere astım
dudaklarına hafif değdirdiğin ben mendil kaldım
ter içinde uyandım ben sana
topuklarım gögsünde tıknaz güllere bükülmüş
dirseklerim senden uzanıyor sarsılıyor boşlukta
bir uçaklar düşüyor seviştiğimiz yatağa
bir uçaklar havalanıyor sen savruldukça yatakta
sonra kalkıp iniyoruz merdivenlerden
topluyoruz çözülen hislerimizi
son anda
geçen günlerin hatırına bir erguvan iniltisi
€v€®¥ M€ æND €v€R¥ ¥oU...!
çok güzel...
bir o adada bir bu adada karaya vurdu yüzün
ah bir gözü dönmüş hüzün
gibi üzerime sıçrayan okyanus yunusları
bir dalıp çıkmaları acı karşılaşmalar
gibi sularında köpük köpek ömrümüzün
çok güzel yaa...
çok güzel...
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
küçük iskender
hiçbir zaman tanışmak istemedigim bir ilah...
€v€®¥ M€ æND €v€R¥ ¥oU...!
bu adam
bir zamanlar bir roportajda "bir erkek cocugum olursa, once ben tecavuz edecegim" tarzında bir acıklama yapmıstı. Kaynagi hatırlamıyorum su anda. O yazıyı okudugum anda tiksindim kendisinden.
Mathematics is the language of the nature.
Cekirdeksiz kabuksuz bir üzüm tanesi olmak istiyorum...
salı günleri
taksim istiklaldeki veli barda söyleşisi olduğu bilinenler arasında...
guzel siir yaziyor evet
ama tiksinc bir kisiligi var,
o yuzden saygi duyamiyorum yaraticiligina dahi.
kokusmus buluyorum,
o veli bar hikayesi de sudur ki, barin sahibi reklam yapmak icin, musteri gelsin diye kucuk iskenderi oyle vitrin mankeni misali orda sergilemektedir, kendisi de bedava bira canim feda oynamaktadir rolunu.
eerie stratum
^
...şimdi de illede bir delikanlı diyorsun
akşam üzeri başlayıp bütün gece
şafak sökünceye kadar seni
toprak gibi bellesin istiyorsun...
"Ben asla masumiyet mükellefi olamam"
nazım
sarışın bir kadındı adı kuğularda
zamansız elde edilmiş özgürülklerle
uzun uzun süslenirdi gece yatmadan
yıldızlara iyi bakan bir delikanlıdan
mektup beklerdi sank gizli gizli
pencerelerinin kenarları kızıl atlastan
en yakışıklı sardunya ran
diye duymuştu başı kesik kısraktan ve
emekleyerek yaklaşan sivri sakallı şeytan
örtünmüştü köpük köpük bir bulutun tozuyla
tozda yüz bin kürek gibi çarpan kabahat
karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
aslında en uzak ve aslında en yakın hayale çarpacak
kadının saçları çakmak çakmak
dumanlı, eğri bir ayna
kırk dakka sonra şafak
tekrardaki mucize
kara paltosunun yakası ak ve sedef düğmeleri kocaman
bir kindar adam
olmasın sakın iki sol bacaklı partizan
kokaine şavkı vuruyor masalın an be an
küçük İskender
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
ihan mansız
istiridye gibidir yüzün, içinde bir çift yalnız forvet saklı
lüzumsuz bir huzundur teninde terk edilen gül
hatıraların ağlarını yırtan korkunç bir şut
ancak, iyi baraj kuramıyor ki bak yalnızlığımız
nasıl da zarif bir topuk pasıyla attın bana zaafı
mesela, aşkın defansı çökmüş, hep birlikte
ataktayız ansızın yenilen bir gol sanki ruh temasımız
nerede unuttum ben sana hediye aldığım çocukluğumu
sanırım, ceza alanında düşürülecek bu gece cesedim
islıklarken taraftarlarımız birbirimize uzattığımız buğuyu
zaten maç iptal edilmiş, fikstüründe en altta, çok tehlikedeyim!
please could you stop the noise i'm trying to get some rest...
...
iskender'in bombalarindan birisi..
peki ya emre bolezoglu?
:)
ne çok
Seni ne çok kedi tırmalamış anne
camlara baktım ordamısın hala
dün akşam haydutlar bıçaklamış bir karanfil
kaçamamış vurmuşlar ölememiş solmuş
seni ne çok iğfal etmişler anne
her yerin delik deÅŸik
ağlayışın bile yamuk yumuk
bakışların kısık
ve bilhassa deÄŸiÅŸik
ne çok isyanlanmışım ne çok gitmemişim meğer
bağırdıkça etlenmiş sesim
etlenikçe sesim, kanamış elmas liğme liğme
seni ne çok öldürmüşler anne
beni ne çok dövmüşler
artık evlenelim anne hayata karşı
ve gel, beraber kaybedelim mor savaşı
benimle birlikte intahar et anne
Flu'es
...
Dedem beni korkuttu hikayeleri
Mersedes, sokak, sperm, köprüaltı, Kanat Güner...yağmur
Caz. Boris Vian okuyordu. Eylül. Turuncu lambaları yakmış.
Yağmur yapıyordu. Gittim. Bir kenara iliştim. Seyrettim.
Herşeyini seyrettim. Başını kaldırıp baktı, gülümsedi. Yeşille gri.
Erguvanla gri. Böyle şey olmaz!...
Söyleyecek çok sey var ama bilinmediği kimselerin farkında olmadığı anlamında değil; oyüzden susmak istiyorum.
Gülten
ensenden öptüm seni. Çok fena!
rüzgar gibi geçti beykoz vapuru
kulakmemenden süt sağdı dudaklarım
sağanak halinde seviyorum bütün orospuları
preveze'den dönüyor prezervatifli donanmam
domalıp duruyor İstanbul, osmanlı paşası terbiyeme
hem, kime ne? Olası ki elim bacaklarınla aynı burçtan
aaa! tüyler. Zıp zıp zıplıyor apışaram A-Rh pozitif
gülten temizlikçi kız. Temiz kız. Nazsız!
hiç temyiz edilebilir mi kızlık zarı
caaart! diye girdim içeri bir bahar sabahı
adım fatih sultan penis, tevellüt tereddütsüz on yedi!
evlenemeyiz gülten. Güldürme beni şimdi
tam boşalmak falan üzereyken.
korkudan altına kaçırıyor bak galata köprüsü
köprüaltı çocukları sidikten yağmurla usanmış
tam bütün hırsımla
abazanlığımın basur memelerini emerken
boşuna okutmuyorlar adama okulda fiziği, coğrafyayı
dayılanma bana gülten. Tenin dayısı olmaz
kayısı gibi bir aşk kaçırılmaz mı, ara beni..
ensenden becerdim seni gülten. Çok fena!
denize parça koydu makinist beykoz vapuru!
dayılanma bana
gülten
ÅŸiir matinesine
dönmüş...
ehm
yüzün uzun uzun hüzün yüzün
yüzün gitmekle kalmak arası düşüm
Her
'Her aşkta dönme dolaptayım, ve kesiliyor elektrik ben en tepedeyken.' diyen, adını Büyük İskender'in eşcinselliğine gönderme olarak seçen, karakteri hakkında farklı görüşler varken şiirleriyle bir şekilde herkesin hayranlığını kazanmış asi şair. Genelde ağır metaforlar ve süslü- ağdalı üslubuyla yorsa da samimi ve farklı dili cezbedici. Öfkesinin hayattan ziyade kendine yönelik olduğunu düşünüyorum.
Sacrifice
Sana bu gün bir abajur aldım:
Bir ÅŸeyin ucunda durur ya yeÅŸil Chevrolet
Kapıları açık, Baltimore plakalı usta işi
Teybinde Elton John’dan sacrifice
Biz sahile doğru yürümüşüz
Ayak izlerimizde ölüp erimiş peri pelerinleri
Periler birbirine düşman, pelerinler birbirine küs
Sana bugün bir mektup yazdım:
En çok
En çok güllerden söz ettim
Saysam, renksiz, özgür güllerden
Bir gül olmak korkusundan
Nedenini hatırlamıyorum ama ağladım
Sağda solda yakılıp unutulmuş sönmüş sigaralar
‘Canım..’ diye başlanılıp
Yarım bırakılmış bir sürü kağıt parçası
Ruh parçası
Aşk parçası
Buğu parçası
Haz parçası
Paramparça içime paramparça bir kış gelmiş
Biliyor musun ben daima
Kışları saklanırım kan
Kan ödüldür açıkçası
Sana bugün bir kurban kestim
Hala ağrıyor ve kanıyor bileklerim
Gelip geçici bir seyahat
Üzerinde konuşulmamış bir sevgi
Karşılıklı hoyrat kullanıılmış bedenler
Aynı dalda karşılaşan iki çocuk sincap
Dal,ağacına düşman,sincaplar birbirine küs
Dudaklarda müstehzi bir hal
Yani bir yere vurup kaybolan far ışığı gibi
Bir an aklıma vurup kaybolan o fevkalade hayal
Vurup kaybolan ruh ve aşk parçaları
Beyaz ve terli alnımda belirip dolaşan
Delikanlı tanrının eli usulca düzeltirken ıslak kakülümü
Otuz yıllık ömrümde ilk kez düşledim ölümü
Bugün sana abajur aldım,bir mektup yazdım
Sana,diyorum,bugün bir abajur ve mektup
Ben bugün sana öldüm başkasına değil
Hani o Chevrolet yeşil,kapıları açık
teybinde Elton John'dan sacrifice
Avucumda pembe ziftli bir alyans
Vurup kaybolan buğu ve haz parçaları,
BiriktirdiÄŸimiz
zamanla biriktiren ile biriktilrilenin
Birbirine karıştığı
Ben de bir eşya mıyım diye düşündüğü
Üzüldüğü şey
Bir tüy gibi yanınıza gelip
Bir tüy gibi dokunup ürpertip
sonra
Sonra geri çekildiği...sacrifice
Koskoca bir aralık ayını müzikle geçirmiştik
Sokaklarda elimizde ÅŸarap ÅŸiÅŸeleri
Adlarımızın yanyana olduğu
Kalpler kazımıştık ağaçla
Modern çağın gereklerine inat
Bir romantiktik biz birbirimizi seviyorduk
Biz ayrılmayacaktık biz arabesktik biz....
Bugün bir abajur aldım sana
Eve geldim
Yatağın hep sol tarafında yatardın
Sol taraftaki başucu sehpasına yerleştirdim onu
Bir ampul taktım sarı soft hep istediğin gibi
Işığında bir mektup yazdım sana
Teypte Elton John'dan sacrifice
Beni terkettiğini bildirdiğin o telefon konuşması
Gözlerinin gencecik mavisi
Birden başlayan,o telaşla bütün gece
Yağan yağmur geldi hatırıma
Nedenini hatırlamıyorum ama ağladım
Yüzüme kapanan ellerin
Yüzümü yeryüzüne karşı perdeleyen ellerin geldi hatırıma
Kaset sustu kapandı yeşil Chevrolet'in kapıları
Tuvalette sarıldım jilete hasretle öptüm
Ampul patladı bir anda alev aldı abajur
Kan ödüldür
Kanımı bu gece dışarı gezmeye çıkarttım
Tenler birbirine düşman,aşıklar birbirine küs
Nedenini hatırlamıyorum ama utandım
Utandım
(küçük iskender)
sevmezdim eskiden
sevmezdim eskiden taki biri burnuma burnuma sokup sevdirinceye kadar, şimdi her elime geldiğinde elimin tersini durdurup, bir göz atıyorum hep aynı şiirini bulup okuyorum.
NE ÇOK
Seni ne çok kedi tırmalamış anne
camlara baktım ordamısın hala
dün akşam haydutlar bıçaklamış bir karanfil
kaçamamış vurmuşlar ölememiş solmuş
seni ne çok iğfal etmişler anne
her yerin delik deÅŸik
ağlayışın bile yamuk yumuk
bakışların kısık
ve bilhassa deÄŸiÅŸik
ne çok isyanlanmışım ne çok gitmemişim meğer
bağırdıkça etlenmiş sesim
etlenikçe sesim, kanamış elmas liğme liğme
seni ne çok öldürmüşler anne
beni ne çok dövmüşler
artık evlenelim anne hayata karşı
ve gel, beraber kaybedelim mor savaşı
benimle birlikte intahar et anne
Çok
güzel bir şiir... Sarı Saman Hatıra Defteri var ki bir de, oy oy.
anaa
onu bilmiyorum merak ettim doÄŸrusu, heyezan bile oldu valla
-
ÅŸule buyuyunce orospu olacak.
....
"kanlı masal" vardır bir de.
...
Kanlı masal
aklım, haklıyım, et firarını!
ovdun ve okşadın beni
çıktı içimdeki cin;
ondan ölümümü diledin.
mayıstı.
seni o yüzden bağışladım!
ben en çok mayısta su içerim
derinim balık kaynar derinim kanımı kaynar
ben en çok mayısta öne eğerim başımı
içimden felçli bir göçebe gökyüzüne bakar.
avuçlarımda yaralı kelebek taşımayı
mayısta öğrenmiştim;
ve teraslarda bach dinlemek en çok mayısa yakışırdı
ve kim bilir
mayıs artık en çok senin tanrılarına yakışır
tiril tiril bembeyaz bir giysiyle
rüzgarda ayakların çıplak
öyle başın öne eğik yıllarca o boş terasta durmak
kartpostallardan tanıdığın bir şehri düşünmek gibi
bir yaraya kabuk olmayı kabullenmek gibi
eksik, yarım, farkına varmaktan kaçınılan
tam
tam yaza girecekken
yazın omzuna yüzünü dayayacakken
çekip giden
ayaklarının altından o son sığınak terası da
acılarının veliahtı bach'ı da çekip
gitmiştir işte, yalnızca gitmiştir
yani.. anlıyor musun.. mayıstı..
seni o yüzden bağışladım!
..........
....
geçen Mayıs bu yüzden bağışladım, bu Mayıs bu yüzden gömdüm geçen Mayıs'ı. şiir güzel şey.
evet,
ÅŸiir umutlu, ÅŸiir umutsuz ÅŸey...
Sarı Saman Hatıra Defteri
ısrarlı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde
siyah, cepsiz, buruÅŸuk ve kirli
okuldan mı kaçtım, evden mi, söyleyemem
titrerdi ellerim uzanıp düzeltirken yüzünü
dudakların Bastille'di, yanılmıyorum,
gözlerin, en çok o körkütük gözlerin devrilir ve
uzun uzun susardı, gözlerine su veremezdim,
tek bir imge taşımazdı birbirimize duyduğumuz his
şiirsizdik, bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık,
bakardık karşı karşıya geçip, hatırlıyor musun,
yalnızca bakardık!
dipsiz, yalansız, ölüme davet eden bir bakmaydı bu
hepsi hepsi aÅŸk!
senyör aşk, mösyö aşk, mister aşk, bay aşk!
şiirsizdik, bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık
bunun için terasa çıkıp aşağı bir gül atmıştık
bunun için rıhtıma inip denize bir gül atmıştık
çaresizdik, sevda biraz da soygundur, işte
sevda biraz yakayı ele vermektir, mahkemelere düşmektir,
ben masumum diyebilmektir biraz da sevda,
bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık,
uyanır uyanmaz başlıyorduk ağlamaya
sarılıp sarılıp ağlıyorduk
..........
devamı internette yok sanırım, ya da ben bulamadım. Ama en kısa zamanda tamamlayacağım bu şiiri.
devamı...
yorulup uyuyana kadar ağlıyorduk sevgilim
dokunuyorduk su deyip suya deyip su içen kelebekler gibi
susuz kalan gözlerimiz gitgide ağır ağır soluyordu
o gül, gitgide ağır ağır soluyordu rüzgarla
tenlerimizde tenlerimize ait birÅŸeyler dokuyorduk
oysa ısrarlı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde
siyah, cepsiz, buruÅŸuk ve kirli
dayak mı yedim, dayak mı attım söyleyemem
senden bana seken bir yürek
ki yürekler sarı samandan hatıra defterleridir.
senden bana yansıyan bir ışık
ki ışıklar elele tutuşup geriye çekilirler
senden bana damlayan bir çiy tanesi
ki çiy taneleri ancak biri öldü mü dağılırlar sessizce
komşularım senin hakkında konuşmuyor
başlar öne eğik, dudaklar bükük, omuzlar çökmüş
resmini indirdim duvardan, adını unuttum ne tuhaf!
karakolda kaydın yok! hastanelerde yok!
mezarlıklarda yok! gittin! bir gecede hazırlanıp bir gecede gittin!
bana bir gece bırakıp yanına bir gece alıp da gittin!
....
(yoruldum,devamını daha sonra yazarım. Yazım yanlışları için üzgünüm, gece gece bu kadar oldu.)
çaban
çaban için teşekkürler yorduk seni akşam akşam
Benim
için zevkti...