alin taşçıyan hanfendünün müthiş yorumları üzerine dün akşam alıp seyrettim bu çizgi filmi.ama pek de bi halta benzetemedim açıkçası. var mı aranızda seyredenler? yorumlarınız?
seri dediysek, el aliskanligi. onu begenen bunu da begendi, seri bir bicimde izledi seklinde. ama ben howl's moving castle'i oldukca begendim, koymusum tasciyan'in ne yazdigina. zaten isi sadece film izleyip onlari yorumlamak olan insanlari bir turlu anlayamadim, anlayamam da. "n'oluyo, siz kimsiniz?" derim.
doğru söylüyosun, onu beğenen onları da beğendi. ama alin hanım da anime hakkında olumsuz bi'şey söylememiş olsa gerek(ben okumadım ama forumu açan arkadaşın dedikleri bu yönde), hem işini hıncal uluç'tan daha iyi yaptığı kesin. sinema eleştirmenliği konusunda ömür gedik, uğur vardan ve alin taşçiyan'ı beğenirim(her ne kadar, işleri gereği bazen kendilerinden beklenmeyecek şeyler yazsalar, söyleseler de...)
vakt-i zamanında "onun için bütün filmler ^görsel şölen^dir, böyle tanımlar filmleri, bu Rambo ya da Rocky de olsa dahi böyledir" demişti birisi, program partneri de "sünnetimin filmini göstermiştim, ^ooo, tam bir görsel şölenmiş^" deyip dalgasını geçmişti suratsız sinema eleştirmeni ile.
komşum totoro da, ruhların kaçışı kadar başarılı. hayao miyazaki; çocukluğuma inen yegane yaratıların ustasıdır. fakat domuz sevgisini bu denli yoğun yaşıyor olması ürkütüyor beni.
ben diğer işlerine başarısız demiyorum, howl'un yürüyen şatosu iyinin iyisi benim gözümde, o bakımdan.
bu arada domuz da iyidir bea, bira da iyidir hatta. ohyş acıktım galiba.
miyazaki'nin her filmini ailecek begenerek izliyoruz. yetmiyor, bir daha, bir daha izliyoruz. ulkemizin buyuklerinin japon sinemasinin degerini biraz olsun anlayip, korku filmleri disinda animasyonlari da sinemalarda gostermesinden dolayi cocuklar gibi seniz.
ruh yitiminden olsa gerek anlamamak. içinde hayata dair ne var sa var dı. Özellikle kalbin ateşe dönüşmesi, ateşin şatoyu yürütmesi şatonun yıkılması ile aşk başlangıcının birleşmesi. Savaşın saçma vahşeti, kalp yiyen cadılar, ......... her sahnesi her çizgisi anlamlıydı. Ben de ne anlatıyorsam. Neresiyle seyrediyor sa millet orası ile de beğenmesin. Onlarla aynı dünya da yaşamıyoruz ki.
HOWL'UN YÜRÜYEN ŞATO / HAURU NO UGOKU SHIRO
Yayın Tarihi : 25.08.2007 19:00
Yönetmeni : Hayao Miyazaki
Oyuncular : Chieko Baisho, Takuya Kimura, Akihiro Miwa, Tatsuya Gashuin, Ryunosuke Kamiki
Yapım Yılı : 2004
Süresi : 115 dakika
“Howl’s Moving Castle” geçtiğimiz yıl vizyona çıktığı her ülkede ve programına alındığı her festivalde büyük övgüyle karşılandı. Diana Wynn Jones’un aynı adlı romanından uyarlanan filmde, babasının ölümünden sonra aile yadigârı şapkacı dükkânını çekip çevirmeye başlayan ve gizemli bir büyücüyle dost olan 18 yaşındaki Sophie’nin öyküsü anlatılıyor. Howl adındaki büyücünün olağanüstü güçleri vardır ve bu sayede yaşadığı şatoyu hareket ettirerek istediği yere götürebilmektedir.
oyuncular başlığına takıldım. seslendirmenler mi demek istediniz yoksa başka bişey mi anlayamadım.
ayrıca, bir animasyonda (genelde uzun metraj olanlarında meydana gelir) animatörlerden ziyade seslendirmenlerin ismi geçiyorsa o animasyonun (veya şirketin) ta a.k.
pek bi halta benzetemedim
sözünden sonra tek yorumum(daha doğrusu önerim), oturun, bir daha izleyin demek olur.
miyazaki iyidir, güzeldir.
guzel film
ama serinin oncesini de izlemek lazim. misal spirited away ve Princess Mononoke.
-
hay agzini opeyim. (yumusak yumusak)
roah
gay lobisinin deyimleri bunlar eLphin. kendine gel, zuhahaha?
seri?
seri denemez ama miyazaki'nin en iyi işi bence howl's moving castle. tabi 'laputa the castle in the sky' ve 'my neighbor totoro'yu da görmek lazım.
yav
seri dediysek, el aliskanligi. onu begenen bunu da begendi, seri bir bicimde izledi seklinde. ama ben howl's moving castle'i oldukca begendim, koymusum tasciyan'in ne yazdigina. zaten isi sadece film izleyip onlari yorumlamak olan insanlari bir turlu anlayamadim, anlayamam da. "n'oluyo, siz kimsiniz?" derim.
hah kusura bakma
doğru söylüyosun, onu beğenen onları da beğendi. ama alin hanım da anime hakkında olumsuz bi'şey söylememiş olsa gerek(ben okumadım ama forumu açan arkadaşın dedikleri bu yönde), hem işini hıncal uluç'tan daha iyi yaptığı kesin. sinema eleştirmenliği konusunda ömür gedik, uğur vardan ve alin taşçiyan'ı beğenirim(her ne kadar, işleri gereği bazen kendilerinden beklenmeyecek şeyler yazsalar, söyleseler de...)
Hah bende Hıncal'ın gidin dediği filmlerden uzak durup
gitmeyin dediklerine giderim. Hiç şaşmaz bu yöntem.
Yürüyen şatoyusa ilk defa cNBC-e'de saat 04'te en başına rastalayıp bütün uykusuzluğuma rağmen sonuna kadar zevkle seyrettiğim bir anime idi.
Hıncal Uluç'a 1
Atilla Dorsay'a 2
Atilla Dorsay'a
laf yok.
onun için bir radyoda
vakt-i zamanında "onun için bütün filmler ^görsel şölen^dir, böyle tanımlar filmleri, bu Rambo ya da Rocky de olsa dahi böyledir" demişti birisi, program partneri de "sünnetimin filmini göstermiştim, ^ooo, tam bir görsel şölenmiş^" deyip dalgasını geçmişti suratsız sinema eleştirmeni ile.
...
komşum totoro da, ruhların kaçışı kadar başarılı. hayao miyazaki; çocukluğuma inen yegane yaratıların ustasıdır. fakat domuz sevgisini bu denli yoğun yaşıyor olması ürkütüyor beni.
hocam
ben diğer işlerine başarısız demiyorum, howl'un yürüyen şatosu iyinin iyisi benim gözümde, o bakımdan.
bu arada domuz da iyidir bea, bira da iyidir hatta. ohyş acıktım galiba.
Ruhların Kaçışı'nı
izledim, ama ben de bayıldım diyemem, ama hayalgüçlerine hayran kaldım diyebilirim
alin'in önerdiği
hiçbir filmi sevemedim.. tarzımız tutmuyor kadınla..
Seri
sevmiyorum. Misal; Vampire Hunter D, Ninja scroll v.b severim.
birşeyden de
memnun ol!!
Ulan
gansta seri dedi diye bizde sazanladık zaten.. Hiç bahsetme bile.. Hişş..
gel omuzlarına
masaj yapayım..
Kendine
bi hatun bul lan.
buldum
sana?
Gönder
gelsin..
üstüne
sos
?
Ben
duşa giriyorum, terledim.
rareeeeee
insiyatifi al elineee... nefss mücadelenii kazannnn!!!
ah
miyazaki'nin her filmini ailecek begenerek izliyoruz. yetmiyor, bir daha, bir daha izliyoruz. ulkemizin buyuklerinin japon sinemasinin degerini biraz olsun anlayip, korku filmleri disinda animasyonlari da sinemalarda gostermesinden dolayi cocuklar gibi seniz.
begenmemek te bir beceri
ruh yitiminden olsa gerek anlamamak. içinde hayata dair ne var sa var dı. Özellikle kalbin ateşe dönüşmesi, ateşin şatoyu yürütmesi şatonun yıkılması ile aşk başlangıcının birleşmesi. Savaşın saçma vahşeti, kalp yiyen cadılar, ......... her sahnesi her çizgisi anlamlıydı. Ben de ne anlatıyorsam. Neresiyle seyrediyor sa millet orası ile de beğenmesin. Onlarla aynı dünya da yaşamıyoruz ki.
Kesinlikle
cok guzel bir film. Ozellikle kapi olayi hosuma gitmistir.
howl
howl die howlamak geliyor insanın içinden. gerçek bir film kadar etkileyici ve müthiş çizgiler.
25 Ağustos'ta CNBCE'de
ben
oyuncular başlığına takıldım. seslendirmenler mi demek istediniz yoksa başka bişey mi anlayamadım.
ayrıca, bir animasyonda (genelde uzun metraj olanlarında meydana gelir) animatörlerden ziyade seslendirmenlerin ismi geçiyorsa o animasyonun (veya şirketin) ta a.k.
ay karumba
@
kanalın sayfasında öyle yazıyordu mirim
.
howl'un yürüyen şatosundan bir halt anlamayan zihniyete kafam basmıyor.
[howl'un yürüyen şatosunu bir halta benzetemeyen zihniyetmiş o.]
muz balığı için mükemmel bir gün
*
ben beğenmiştim (:
çok
beğenmiştim...
*
miyazaki yapınca genelde beğenmediğim olmuyor, bunu da çok beğenmiştim..
...
ay rica edicem halt malt diye bahsetmeyin o filmden. biz baş tacı ediyoruz siz ne diyorsunuz.. cık cık kınıyorum.
iyidir
lakin princess mononoke (nam-ı diğer mononoke hime) bir başkadır, bambaşkadır.
mononoke'den iyi spirited
mononoke'den iyi
spirited away'den kötü