

Dünyanın en ünlü aşk hikâyesi hangisi?
Ne lüzumsuz bir soru değil mi?.. Tabii ki "Romeo ve Juliet…"
Diyeceksiniz ki, şarkta da destansı aşk hikâyeleri yok mu? Var, olmaz olur mu? Ama, hemen hepsinde, sevgililer zulmet altındadır; hâkim kişi (hükümdar, bey, ağa, her kimse) zalimdir, çevre, ana-baba zalimdir, şartlar acımasızdır. Tüm bunların bileşkesi, kötü yazgı olarak sevdalıların karşısına dikilir; onlarda bu kadere yenilirler.
her neyse, gerçek konumuz;
Efraim Kişon'un gönlü razı gelmemiş iki sevgilinin ölmesine ve Romeo ile Juliet'i evlendirmiş. Veee… Aradan, tam tamına yirmi sene geçmiş!
Oyunda, yirmi yıl kıdemli bir Romeo ve Juliet aşkı (?????) izliyoruz. Söylemeye gerek var mı, bilmem? Trajedi hak getire, kahkaha tufanı bir komedi söz konusu. Hınzır zekâlı Efraim Kişon yüzünden, tüm romantik duygularımız buharlaştığı gibi, evlilik kurumu yerden yere vuruluyor.
Trajedideki o romantik sahneyi hatırlarsınız. Romeo ile Juliet, beraber oldukları ilk gecenin sabahında, seher vakti uyanırlar. Uyku ve saadet mahmru Juliet yatakta, Romeo yeni kalkmış, taze sabahın ilk seslerini dinliyor.
Juliet sorar: "Romeo, serçe miydi o?"
"Serçe"yi resmen attım, saksağan da olabilir. Geçmiş gün, samimi söylüyorum hangi kuştu, unuttum.
Romeo cevap verir: "Tarla kuÅŸuydu, Juliet."
Juliet'den sadece bir "Hımmm…"
Yirmi sene sonra?????
Yıldırım hızıyla patlak veren bir kavga. (Aynen serçe üzerinden devam ediyoruz.) Juliet: "Hayır, serçe idi!"
Romeo: "Tarla kuÅŸuydu!"
Serçeydi, tarla kuşuydu derken, sabahın kör karanlığında, evlere şenlik bir karı-koca kavgası! Hani, "incir çekirdeğini doldurmaz sebeplerle biribirlerinin gırtlağına çöküyorlar" denir ya. Öyle… Mesele, yirmi sene sonra hâlâ halledilememiş.
hamiş; ben bu oyunu sahneye koymaya hazırlanıyorum. hakkında bilgisi olan varsa beri gelsin....
Yeşim Alıç'ın
beni dehşete düşüren performansı geldi hatırıma, o nasıl dildir yahu!
Erkeğini balkonda esir eden kadından hayır gelmez zaten, Romeo o an terketmeliydi Jüliet'i.
NeymiÅŸ efendim?
Öyle geç olmuşmuş ki, artık erken sayılırmış mış, gitmesinmiş.
Sabah ayazı yavrucuğum, adamın g.tü kavruluyo bilin mii?
izlediÄŸim
yorum çok iyi bir örnekti, bilmiyorum izleme imkanınız oldu mu, ancak ufuk açıcı diye düşünüyorum.
özellikle
özellikle başkalarından izlememeyi yeğlilyorum. ancak fikirlerinizi dinlemeye her daim hazırım...
aslına bakarsanız
şu yönden haklısınız.
radikal bir yorumdu, fazlasıyla egzajare edilmişti, ve yeşim alıç performansıyla alıp götürüyordu. o dönemde konservatuar sınavlarına komedi olarak dadıyı hazırlayacak bir arkadaşımla izlemiştik ve yeşim hanımın etkisinde kalışının bedelini onun karşısında onu taklit ederek ödeyeceğini anlayınca üç gün kala vazgeçmiştik bu tiraddan.
metin her yönüyle her türlü stilizasyonu evetleyen bir metin. oyunculuk açısından da, bir klasik menin yeniden okunması- tersine parodisi-olanaksız devamı olması niteliğiyle geniş yorum imkanları tanıyor.
izldiğim yorumda Yeşim Alıç dadıyı ve juliet'i bir arada kotarıyordu. özellikle dadı da kendi içinde şölenlere koşan bir figür, viral olarak içeriklendirilmiş bir karikatür yaratmıştı.
neyse, uzatmayayım, ne zamana oyun, tekrar izleyesim geldi de...
...
şu an daha okuma provaları alıyorum...
benim aklımda oyunu bir düş'e çevirmek var. w.shakespeare'in bir düşüne...
=)
bahsettiğim oyunu izlememeniz hayırlı olmuş o vakit.
iyi bir yaklaşım, başarılar dilerim.
haberdar ediniz, izleyelim.
...
tabii ki... buradan herkese duyurusunu yapacağım.. hatta istanbul turnesi bile olabilir...
(:
ederek okunuyor.. hoÅŸ.
siz önce
şu azrail işini halledin de öyle gülümseyin.
hep boş işler, bir işin de ucundan tutayım yok, nerdeee...
siz
uygun bir deli dumrul buldunuz da biz mi azrail olmadık ? (: gene de tebessüm etmekte fayda vardır.
tut ÅŸunun ucunu
götürelim abi?
kan
pompasını bacak arasına kıstırmış zihniyetle işim olmaz ya...
sizi kırmamak için tutuvereyim ucucuğundan.
...
izlemiştim bunu 15 yıl kadar önce TRT vermişti.