şöyle olur, şimdi (a href="linki yazıyoruz buraya")buraya da linklenecek yazıyı yazıyoruz(/a) yapıyoruz fakat parantez yerine <> bu arkadaşları kullanıyoruz.
bu bir kelime,onun için yaratılmış!
dans ettiğinde,ve ortaya çıktığında,öyle ki;
bir kuş,uçabilmek için kanatlarını çırpan!
o zaman cehennemi hissediyorum,ayaklarımın altında açıldığını
gözlerimi diktim,çingene elbisesinin altına,
ne işime yarar ki artık?notre dame'a yalvarmak?
kim?
kimdir,ona ilk taşı fırlatacak?
bu kişi,dünyada bulunmaya layık değil,
o lucifer!oh! en azından bir defa bırak beni,
parmaklarımı gezdirmek içinesmeralda'nın saçlarında;
güzel;
bu şeytan mı?onun içinde saklanan?
gözlerimi çevirmem içinebedi tanrı'dan,
benim varlığımabu tutkuyu koyan,
beni engellemek için,gökyüzüne bakmamı
o üstünde taşıyor,ana günahı!
onu arzulamak beni bir suçlu kılıyor,
o...
bir eğlence kızı olarak alınan o,aslında hiçbir şey,
birden taşıyor gibi yapıyor,insanlığın haç'ını
o notre dame!bir defalığına izin ver en azından
kapısını aralamamıesmeralda'nın bahçesinin
güzel;
koca siyah gözlerine rağmensizi etkisi altına alan
bu bayanhala bakire kalacak mı?
hareketleri benimtepeler ve harikalar görmeme neden oldukça...
eteği altında,gökyüzü renkleriyle bezeli
aşkım,izin veren sizi aldatmama,
sizi sonsuza dek sevmemden önce
hangi..
hangi erkektir,ondan bakışını ayırabilecek?
tuzdan heykel olmanın verdiği acıyla
ben bir inanç adamı değilim,
toplayacağım,esmeralda'nın aşk çiceklerini
gözlerimi diktimçingene elbisesinin altına
artık ne işime yarar?notre dame'a yalvarmak.
kim...
kimdir onailk taşı atabilecek olan?
bu kişi,dünyada olmaya layık değil
o lucifer!en azından bir defa izin ver,
parmaklarımı gezdirmeme esmeralda'nın saçlarında
esmeralda
bu şarkı, don kişot'taki marcela'nın savunmasını aklıma getiriyor hep. ben de öyle bir alıntı yapayım;
''ey ambrosio, söylediğin şeylerden hiçbiri için gelmedim. kendimi savunmaya geldim; çektikleri acılar ve grisostomo'nun ölümü yüzünden beni suçlayan herkesin, ne kadar mantıksız davrandıgını anlatmaya geldim. burada olan herkese yalvarıyorum, dikkatle dinleyin beni; zaten aklı başında kimseleri dogru bir seye inandırmak için ne fazla zaman gerekecek, ne de fazla söz.
söylediginize göre, tanrı beni güzel yaratmış, öyle yaratmış ki, güzelligimden etkileniyor, elinizde olmadan beni seviyorsunuz. bana gösterdiginiz sevgiye karşılık olarak da diyorsunuz ki, hatta istiyorsunuz ki, ben de sizi sevmek zorunda olayım. tanrı'nın bana verdigi anlayış gücüyle, güzel olan her şeyin sevilebilecegini biliyorum; ama güzel oldugu için sevilenin, kendisini seveni, sevildigi için sevmek zorunda olmasını anlayamıyorum.. üstelik güzeli seven çirkin de olabilir, çirkin olan da sevilmemeye layık olduguna göre, 'guzel oldugun için seni seviyorum, çirkin oldugum halde senin de beni sevmen lazım.' demesi, çok saçma olur. ama güzellikler eşit olsa bile, sırf bu yuzden isteklerin de eşit olması gerekmez; her güzellik aşık etmez; bazılarına bakmaktan hoşlanılır ama istek uyandırmazlar; her güzellik aşık etse, istek uyandırsa, kalpler karmakarışık olur, yolunu şaşırır, nerede duracaklarını bilemezlerdi: çünkü sayısız güzel insan oldugundan, istekler de sayısız olurdu. oysa derler ki, gerçek aşk bölünmez, kendiliginden olur, zorla olmaz.madem öyle, ki ben böyle oldugunu düşünüyorum, niye benim, sırf sevdiginizi söylüyorsunuz diye, zorla sevmemi istiyorsunuz?
söyleyin, tanrı beni güzel degil de çirkin yaratmış olsaydı, beni sevmiyorsunuz diye size sitem etmeye hakkım olur muydu? üstelik şunu da düşünmeniz gerekir ki, sahip oldugum güzelligi ben seçmedim; onu bana oldugu gibi tanrı bahşetti, ben istemedim, ben seçmedim.tıpkı yılan, onunla öldürse bile, tabiat vermiş oldugu için, sahip oldugu zehir yüzünden suclanamayacagı gibi, ben de güzel oldugum için azarlanmayı hak etmiyorum.seref ve meziyetler, ruhun süsüdürler, onlar olmazsa, beden güzel olsa bile, güzel görünmemesi gerekir.dürüstlük, bedeni ve ruhu en çok süsleyen, güzelleştiren meziyetlerden biriyse, güzel oldugu için sevilen kişi, sırf kendi zevki ugruna bu meziyetini kaybettirmeye ugraşan kişinin istegine boyun egerek, niçin bu meziyetini kaybetsin?
ben hür doğdum ve hür yaşayabilmek için, kırların ıssızlıgını seçtim. görünüşümle aşık ettiklerimi, sözlerimle yanılgıdan kurtardım.isteği besleyen eğer umutsa, ben ne grisostomo'ya, ne başkasına umut verdigime göre, onlardan herhangi birini, benim zalimligim degil, kendi ısrarı öldürdü denebilir..
ben ona umut vermiş olsam, riyakarlık etmiş olurdum; memnun etmiş olsam, iyi niyetime ve kararlarıma aykırı davranmış olurdum. o, uyarıldıgı halde ısrar etti, kendisinden nefret edilmedigi halde umutsuzluga kapıldı.şimdi onun ıstırabının suçunu bana yüklemek doğru olur mu?
aldatılmış olan yakınsın; verilen umutların, vaatlerin boş çıktıgını gören, umutsuzluga kapılsın; kışkırttıgım biri varsa, söylesin; kabul ettigim biri varsa övünsün; ama söz vermedigim, aldatmadıgım, kışkırtmadıgım, kabul etmedigim kimseye karşı zalimlikle, katillikle suçlamayın beni.tanrı bugune dek benim alınyazımda sevmemi istemedi; seçerek sevmemi düşünmek ise söz konusu degil.bundan böyle şunu bilin ki; biri benim için ölecek olursa, kıskançlıktan ya da bahtsızlıktan ölmüş olmayacak; çunku kimseyi sevmeyen, kimseyi kıskandıramaz; yanılgıdan kurtarmak aşagılamak degildir.
benim, bildiginiz gibi kendi servetim var.başkalarının servetinde gözüm yok; hürriyete düşkün bir mizacım var, baskıdan hoşlanmıyorum; ne kimseyi seviyorum, ne de kimseden nefret ediyorum.şunu aldatıp, bunu kışkırtmıyorum; şununla alay edip bununla eglenmiyorum.benim istediklerim bu dağlarla sınırlı.. bu sınırı sadece, gökyüzünün güzelligini seyretmek için aşıyorlar, ki bu da, ruhun ilk barınağına dogru adım atmasıdır..''
ipleri yaşayanlara dolayıp onları boğuyoruz ya bu sebepten. halbuki arada eski dostları rahmetle ve diyalogla ansak fena mı olurdu, saygı adına elbet.
edit: sizi de bir yerden çıkaracağım ama, du' bakalım.
rahmetle anmam için birilerinin bunu dilenmesi gerekmiyor sayın bum. bu onlar tarafından dilenilen bir şey değil, tamamen benim seçimimden çıkan bir şey. sonsuz merhamet ettiğini sananlara söyleyin; en kallavi küfürleri hak ediyorlardır, eminim.
kedi yakışmış sahiden. profilime bakarsanız, ulusa seslenişimde ne kadar ciddi olduğumu göreceksiniz sayın bum. bum görünümlü, bum! patlar o. neyse.
belle..
c'est un mot qu'on dirait invente pour elle
quand elle danse et qu'elle met son corps a jour tel
un oiseau qui etend ses ailes pour s'envole
mımmmm mım mımmmmmmmmmmm .........
böhü
nası link olurki bu şeler:S
şöyle olur, şimdi (a
şöyle olur, şimdi (a href="linki yazıyoruz buraya")buraya da linklenecek yazıyı yazıyoruz(/a) yapıyoruz fakat parantez yerine <> bu arkadaşları kullanıyoruz.
dogru,ben bunu daha cok
dogru,ben bunu daha cok severim,hüzünlü oldukca http://www.youtube.com/watch?v=M2OnxTL0VSg&mode=related&search=
vay vay vay
neler varmış...
e
vay vay derken :)
güzel eser
;) ahahaha...
Ah Esmeralda ah
j'irai cuellir la fleur d'amour d'esmeralda
zevkle
dinlediğim tek fransızca şarkı; enrico macias - melissa
Katkı ?
güzel...
bu bir kelime,onun için yaratılmış!
dans ettiğinde,ve ortaya çıktığında,öyle ki;
bir kuş,uçabilmek için kanatlarını çırpan!
o zaman cehennemi hissediyorum,ayaklarımın altında açıldığını
gözlerimi diktim,çingene elbisesinin altına,
ne işime yarar ki artık?notre dame'a yalvarmak?
kim?
kimdir,ona ilk taşı fırlatacak?
bu kişi,dünyada bulunmaya layık değil,
o lucifer!oh! en azından bir defa bırak beni,
parmaklarımı gezdirmek içinesmeralda'nın saçlarında;
güzel;
bu şeytan mı?onun içinde saklanan?
gözlerimi çevirmem içinebedi tanrı'dan,
benim varlığımabu tutkuyu koyan,
beni engellemek için,gökyüzüne bakmamı
o üstünde taşıyor,ana günahı!
onu arzulamak beni bir suçlu kılıyor,
o...
bir eğlence kızı olarak alınan o,aslında hiçbir şey,
birden taşıyor gibi yapıyor,insanlığın haç'ını
o notre dame!bir defalığına izin ver en azından
kapısını aralamamıesmeralda'nın bahçesinin
güzel;
koca siyah gözlerine rağmensizi etkisi altına alan
bu bayanhala bakire kalacak mı?
hareketleri benimtepeler ve harikalar görmeme neden oldukça...
eteği altında,gökyüzü renkleriyle bezeli
aşkım,izin veren sizi aldatmama,
sizi sonsuza dek sevmemden önce
hangi..
hangi erkektir,ondan bakışını ayırabilecek?
tuzdan heykel olmanın verdiği acıyla
ben bir inanç adamı değilim,
toplayacağım,esmeralda'nın aşk çiceklerini
gözlerimi diktimçingene elbisesinin altına
artık ne işime yarar?notre dame'a yalvarmak.
kim...
kimdir onailk taşı atabilecek olan?
bu kişi,dünyada olmaya layık değil
o lucifer!en azından bir defa izin ver,
parmaklarımı gezdirmeme esmeralda'nın saçlarında
esmeralda
(alıntı)
..
bu şarkı, don kişot'taki marcela'nın savunmasını aklıma getiriyor hep. ben de öyle bir alıntı yapayım;
''ey ambrosio, söylediğin şeylerden hiçbiri için gelmedim. kendimi savunmaya geldim; çektikleri acılar ve grisostomo'nun ölümü yüzünden beni suçlayan herkesin, ne kadar mantıksız davrandıgını anlatmaya geldim. burada olan herkese yalvarıyorum, dikkatle dinleyin beni; zaten aklı başında kimseleri dogru bir seye inandırmak için ne fazla zaman gerekecek, ne de fazla söz.
söylediginize göre, tanrı beni güzel yaratmış, öyle yaratmış ki, güzelligimden etkileniyor, elinizde olmadan beni seviyorsunuz. bana gösterdiginiz sevgiye karşılık olarak da diyorsunuz ki, hatta istiyorsunuz ki, ben de sizi sevmek zorunda olayım. tanrı'nın bana verdigi anlayış gücüyle, güzel olan her şeyin sevilebilecegini biliyorum; ama güzel oldugu için sevilenin, kendisini seveni, sevildigi için sevmek zorunda olmasını anlayamıyorum.. üstelik güzeli seven çirkin de olabilir, çirkin olan da sevilmemeye layık olduguna göre, 'guzel oldugun için seni seviyorum, çirkin oldugum halde senin de beni sevmen lazım.' demesi, çok saçma olur. ama güzellikler eşit olsa bile, sırf bu yuzden isteklerin de eşit olması gerekmez; her güzellik aşık etmez; bazılarına bakmaktan hoşlanılır ama istek uyandırmazlar; her güzellik aşık etse, istek uyandırsa, kalpler karmakarışık olur, yolunu şaşırır, nerede duracaklarını bilemezlerdi: çünkü sayısız güzel insan oldugundan, istekler de sayısız olurdu. oysa derler ki, gerçek aşk bölünmez, kendiliginden olur, zorla olmaz.madem öyle, ki ben böyle oldugunu düşünüyorum, niye benim, sırf sevdiginizi söylüyorsunuz diye, zorla sevmemi istiyorsunuz?
söyleyin, tanrı beni güzel degil de çirkin yaratmış olsaydı, beni sevmiyorsunuz diye size sitem etmeye hakkım olur muydu? üstelik şunu da düşünmeniz gerekir ki, sahip oldugum güzelligi ben seçmedim; onu bana oldugu gibi tanrı bahşetti, ben istemedim, ben seçmedim.tıpkı yılan, onunla öldürse bile, tabiat vermiş oldugu için, sahip oldugu zehir yüzünden suclanamayacagı gibi, ben de güzel oldugum için azarlanmayı hak etmiyorum.seref ve meziyetler, ruhun süsüdürler, onlar olmazsa, beden güzel olsa bile, güzel görünmemesi gerekir.dürüstlük, bedeni ve ruhu en çok süsleyen, güzelleştiren meziyetlerden biriyse, güzel oldugu için sevilen kişi, sırf kendi zevki ugruna bu meziyetini kaybettirmeye ugraşan kişinin istegine boyun egerek, niçin bu meziyetini kaybetsin?
ben hür doğdum ve hür yaşayabilmek için, kırların ıssızlıgını seçtim. görünüşümle aşık ettiklerimi, sözlerimle yanılgıdan kurtardım.isteği besleyen eğer umutsa, ben ne grisostomo'ya, ne başkasına umut verdigime göre, onlardan herhangi birini, benim zalimligim degil, kendi ısrarı öldürdü denebilir..
ben ona umut vermiş olsam, riyakarlık etmiş olurdum; memnun etmiş olsam, iyi niyetime ve kararlarıma aykırı davranmış olurdum. o, uyarıldıgı halde ısrar etti, kendisinden nefret edilmedigi halde umutsuzluga kapıldı.şimdi onun ıstırabının suçunu bana yüklemek doğru olur mu?
aldatılmış olan yakınsın; verilen umutların, vaatlerin boş çıktıgını gören, umutsuzluga kapılsın; kışkırttıgım biri varsa, söylesin; kabul ettigim biri varsa övünsün; ama söz vermedigim, aldatmadıgım, kışkırtmadıgım, kabul etmedigim kimseye karşı zalimlikle, katillikle suçlamayın beni.tanrı bugune dek benim alınyazımda sevmemi istemedi; seçerek sevmemi düşünmek ise söz konusu degil.bundan böyle şunu bilin ki; biri benim için ölecek olursa, kıskançlıktan ya da bahtsızlıktan ölmüş olmayacak; çunku kimseyi sevmeyen, kimseyi kıskandıramaz; yanılgıdan kurtarmak aşagılamak degildir.
benim, bildiginiz gibi kendi servetim var.başkalarının servetinde gözüm yok; hürriyete düşkün bir mizacım var, baskıdan hoşlanmıyorum; ne kimseyi seviyorum, ne de kimseden nefret ediyorum.şunu aldatıp, bunu kışkırtmıyorum; şununla alay edip bununla eglenmiyorum.benim istediklerim bu dağlarla sınırlı.. bu sınırı sadece, gökyüzünün güzelligini seyretmek için aşıyorlar, ki bu da, ruhun ilk barınağına dogru adım atmasıdır..''
..
çok uzun görünüyor. utandım ehem.
bence de
utanın? okumadan başımı ağrıttınız:P
*
seni seviyorum ben yaa, benim için eski bir meseleyi çözmüşsün.
...
sanata gel. yutab sevmiyorum.
bu ÅŸekilde
hitp ettiğinizi duysa o da sizi sevmez, inanın!
esmeralda
önde gideni, bayrak sallayanı, zingarella zingarella!
bu şarkı
eski dostlarım, kader ortaklarım sacco ve vanzetti'yi hatırlattı.
..
siz de bir diyaloğunuzu alıntılasaydınız.
ölenleri
alıntılamıyorum. ipi kavrayan her boyun belimi büker, saygı adına.
..
ipleri yaşayanlara dolayıp onları boğuyoruz ya bu sebepten. halbuki arada eski dostları rahmetle ve diyalogla ansak fena mı olurdu, saygı adına elbet.
edit: sizi de bir yerden çıkaracağım ama, du' bakalım.
rahmet,
dilenecekleri son şey olurdu kanımca. saygıda ise, sonsuz merhamet edene ağız dolusu küfür savurduklarını biliyorum.
..
rahmetle anmam için birilerinin bunu dilenmesi gerekmiyor sayın bum. bu onlar tarafından dilenilen bir şey değil, tamamen benim seçimimden çıkan bir şey. sonsuz merhamet ettiğini sananlara söyleyin; en kallavi küfürleri hak ediyorlardır, eminim.
aynı
şeyi diyoruz işte; sonsuz merhametle işleri olmazdı.
sacco vanzetti'ye göz atmanızı isterdim. belki de biliyorsunuzdur.
o deÄŸil de,
kedi yakışmış sahiden. profilime bakarsanız, ulusa seslenişimde ne kadar ciddi olduğumu göreceksiniz sayın bum. bum görünümlü, bum! patlar o. neyse.
ah
şu kedi bakışı hem masum hem sinsi hiç sevmem, saygı adına. eheh
kediyi
demin poklu star'dan çaldım:)
..
umarım içini dolduracak sinsilikte değilsinizdir.
.......
notre dame de paris diyince Hugo nun kitabını okuyorum şimdi