

duygusal ilişki denen şey ne zor. ilk tanışma, samimi olma, paylaşma -sekse kadar giden süreç diyeceğim toptan- evreleri cici cici giderken, seksten sonra olaylar değişiyor. hayır erkek olsam evlilik beklentisi falan diyesim geliyor ama, öyle bir şey de yok yok olamaz diyorum. misal bakıyorum başında arkadaşlarla tanışılıyor, bazı şeyler konuşuluyor, devam edecek bazı şeyler için artık net bir paylaşıma giriyorsun, ama ne oluyor sabah bilgisayarımdan gazeteleri okurken fotoğraflara bakalım mı diyor. aaa ne hoş diyorum, tabi bakalım. sonra "o kim, bu kim, hala görüşüyor musun bununla" vs vs. görüşüyorum evet diyince ufak çaplı kıyametler. havai fişek misali inceden süzülüp süzülüp büyük bir gümbürtüyle en tepede patlıyor. ha sonra sönüyor tabi ama, benim hevesim kaçıyor o zaman. katlanamam buna diyorum.
en sonunda ne oluyor? sen beni istemiyorsun, çarpılan kapılar... iyi de ne oldu şimdi? ben bir şey anlayamıyorum.
*
sorun oturup düşünmemekte, kendini tartmamakta.
<>
allah allah, kendimi tartsam ne olacak bu durumda bilemedim. yalan söylemedim, bir şey saklamadım, o an yanımda olan o, güzel şeyler paylaşmışız. sonra karşı tarafın esip gürlemeleri. bir şey düşünmeye fırsat mı kalmış yukarıdaki durumda?
*
onun düşünmesinden bahsediyorum zaten.
belki hızla da ilgilidir
ilişki hızlı ilerleyince o süreçleri -sanırım- sindirme problemi çıkıyor. oysa her bir adımın tadını çıkarsak, uzatsak, sindirsek, içselleştirsek belkide "kim bu? halen görüşüyormusunuz?" soruları sorulmayacak bile o fotograf görüldüğünde.
*hızlı giden atın b.ku seyrek düşer.
Sorun
homoseksüellikte. İki kadının ilişkiyi uzun uzadıya yaşamak istemesinde zahir.
<>
yukarıda geçen durumda homoseksüellikle ilgili bir sorun yaşamıyoruz farkındaysanız. ilişki dinamikleri cinsiyet gözetmiyor cazibeli cezerye'nin de dediği gibi.
biz bunu kadınlarla
hep yaşıyoruz.
cinsiyet
farkına inanmıyorum ilişki söz konusu olunca. insan bencilliği kadın erkek diye ayırmıyor. mal mülkün cinsiyeti olmaz. sınırları kalın ve katî çizmek gerekir diye düşünüverdim.
....
seksten sonrası ile de pek ilintili değil gibi, ilişkinin doğasında olan ve aşmayı başaramadığımız, müdahaleler, hak saymalar bilmem neler yüzünden oluyor bunlar.
ilişkinin başındayken bile insanlar, bir zaman önce neler yaşandığını acımasızca, sanki haklarıymış gibi sorgulayıp yargılayabiliyor kimi zaman. oysa size ne? saçmalık tamamen..
ortada bir birliktelik varsa, kişiler birbirlerinin hayatına dilediklerince girebileceklerini sanıyorlar böyle.
haklısın
o yüzden bırakıp da geliceksin herşeyi,soru sormıcaksın . bir de passion delaying olayını yapmak lazım bence zaman zaman. daha kıymetli oluyo
oh wtf?
passion delayin' olayı nedir?
tam türkçesi yok
ondan öyle yazdım açıklamaya çalışıyorum böyle çok gaza geliyosun dokunasın sevişesin geliyo ama erteliyosun, en dayanılmaz olduğu zamanda yapıyosun ve bence muazzam oluyo. open your eyes(sonra vanilla sky diye çektiler) isimli filmde vardı
<>
pardon ama ben yukarıdaki günlükte de yorumda da böyle muhteşem(!) bir olayın uygulama alanını göremedim. ama biz kapris ya da naz diyerek türkçeleştirebiliriz belki dediğinizi. herkes de çekmez o nazı.
anladım
hazzın ertelenmesi mevzusu.
<>
zamanlama olarak hep seksten sonrasına denk geliyor böyle şeyler. o yüzden dedim sanırım. görüşüyorum dedikten sonra "görüşme" demeye getirmek evet fazlasıyla özel alana müdahale. katlanılır gibi değil.
ha şu da var, kapıyı çarpıp çıkan da o; az önce arayıp özür dileyen de. şaşırıyorum böyle durumlarda, sükûnetimi kaybedeceğim diye korkuyorum.
sorun sende deÄŸil
bende?
geçmişin
sorgulanmasına, yargılanmasına kafam basmıyor...