

Yunanlılarla öyle devlet işleriymiş, kim kimi önce öldürmüşmüş, İzmir'de pis Yunan'ı nasıl denize dökmüşmüşüz tarzı bir alıp veremediğim yok kendi adıma.. Ama bu defa kahve, baklava ve daha aklıma gelmeyen bir çok Türk kültür unsurunu kabullenmeye, kendi kültürel statülerinde göstermeye çalışan bu Yunanlı amcalar şimdi de tuluat kültürünün gelmiş geçmiş en iyi Türk ustalarıyla can bulmuş meşhur ve medahar-ı iftiharımız karagöz ve hacivat'ını, kendi çıkardıkları, buldukları bir kültür ürünü olarak göstermeye çalışıyorlar ve dahası Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği (UNIMA) 'ya bununla ilgili başvuru bile yapabiliyorlar! Bununla ilintili yazı ;
Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği (UNIMA) Türkiye Milli Merkezi Genel Sekreteri Hayrettin İvgin, Yunanistan'ın Karagöz ve Hacivat'ın patentini almaya çalıştığını söyledi. İvgin, 1929 yılında Prag'da kurulan UNIMA'nın, 100'e yakın ülkede örgütlendiğini ifade etti. Türkiye'nin 1991'de UNIMA'ya üye olduğunu bildiren İvgin, şöyle konuştu: "Dünyada 139 ülke UNIMA üyesi. Türkiye en son üye olan ülkelerden biri. Türkiye'deki bütün gölge oyunu sanatçıları üyemiz. Birliğimizin kartını taşımayanlar, gösteri yapamaz. Türkiye'de çok iyi Karagöz-Hacivat sanatçıları var. Ancak, Türkiye'de bu sanata çok önem verilmediğinden sanatçı ve seyirci sayısı azalıyor. Hacivat ve Karagöz'ün dünya üzerinde benzeri yok. Türkiye'de Karagöz ve Hacivat can çekişiyor. Yunanistan da 'gölge oyunu benimdir' diyor. Yunanistan, Karagöz ve Hacivat'ın patentini almaya çalışıyor. Yunanlılar Karagöz'e 'Karagoizis', Hacivat'a 'Hacivatis' diyor. Patentini de bu adlarla almaya çalışıyorlar. Tipleri de 'bizim tiplerimiz' diyorlar. Yunanistan hükümeti bu işin üstüne çok düşüyor. Buna karşı girişimde bulunmamız için devletin Karagöz ile Hacivat'a sahip çıkması gerekiyor. Milli sanatımız kaybolmaya yüz tuttu. Karagöz ve Hacivat'ı küstürüyoruz." Okuyucuyu soruya yönlendirme kısmına gelirsek, ne düşünüyorsunuz bu konuda ey urban5 ahalisi? , meraktayım??
yaptıkları
alenen i.nelik.
yemeyin
malını yerler...
...
çok iyi yapıyorlar. ancak elimizden gittiği zaman veya bir sanatçı dünya çapında bir başarı yakaladığı zaman kendi değerlerimize sahip çıkasımız tutuyor nedense.
*
yine de bir şeyler yapılmalı, küçüklüğümden beri en çok da ramazan aylarında izlemeye giderdim orta oyunu sahneleri daha kurulurken heyecan gelirdi içime, şimdi hala nerede yakalasam izlemeye çalışıyorum, sahip çıkılmalı bu değerlere yoksa çocuklarımıza gösterecek, anlatacak bir s.k kalmayacak bu gidişle..
*
bundan on iki sene önce yunanistandaki akrabalarımızın yanına gitmiştik ve devlet televizyonunda haber saatinden on beş dakika önce hacivat ve karagöz oyunu başladı ve gerçekten izlerken mutlu olduğumu hatırlıyorum, bu gösteri her gün veriliyordu. çok sonra bu iki kahramanımızın yunan olduğunu söyleyen birine, karagaiz'in ne demek olduğunu sordum bilerek sorduğum kişinin soy isminin de türkçe kökenli olduğunu anladığım da, ben kime ne anlatıyorum dedim içimden, biz aynı toprakların iki düşman kardeşi, biz aynı aynanın birbirini görmeyen iki kör noktası olmuşuz. egeyiz ikimiz de, çok şey öğrendik onlardan, çok şey öğrettik onlara ama 6 ve 7 Eylül olayları gösterdi ki, birlikte yaşamayı beceremedik.
*
öyle tabii, gerçi biz konuştuk bunları seninle ama.. yine de yaptıkları hırsızlık alenen, benim kaldıramadığım da bu.
maalesef
kültürel değerlerin elimzden kayıp gidişi adına ilk değildir ve son olmayacaktır da karagöz ve hacivat. bu değerlere sahip çıkmanın küçük yaşlardan sağlanabileceğini düşünerek programımıza karagöz ve hacivar, nasreddin hoca, mimar sinan, karacaoğlan gibi anadolu adına önemli isimleri de aldık. yıl içinde çocuklarımız kukla atölyesinde karagöz hacivat figürlerini yaparak, okuldaki derslerinde hayatları, fıkraları ve oyunları ile bu karakterleri araştırarak, tartışarak öğreniyorlar. spiderman yerine karacaoğlanı "süper kahraman" bilmelerini yeğliyorum şahsım adına. biraz dağınık oldu yazdıklarım ama nasreddin hoca ve karagöz-hacivatı çocuklar için vazgeçilmez hale getirmeye gayret ediyoruz. umudumuz bu çocukların büyüdüklerinde "ne oluyor kardeşim?? onlar bizim değerlerimiz!" demeyi becerebilmeleri.
*
takdir ediyorum.
onlar puÅŸtluk
yapıyor, bize de iyi oluyor. oh negzel.
hep beraber sayıyoruz
81 düzce 82 selanik 83 atina 84 viyana 85 bom.
*
kültürlerin birbirinden etkilenmemesi kaçınılmazdır(evrensel kültür yanlısı biri olarak).
mesela yaprak sarmasını orta asyadan göçmüş bir ırkın üretmiş olmasını mantığım pek almıyor, neden? çünkü asmanın nerede yetiştiğini biliyoruz.
karagöz ve hacivat'a gelince, onların nereli olduklarını da göz önüne almak lazım. karagöz kırklarelili, hacivat da bursalı bildiğim kadarıyla. yani yunan olma ihtimalleri de var.
ger gör ki senelerdir biz oynatıyoruz (onlarda oynatıyor mu bilmiyorum), bizim diye biliyoruz. ayrıca şimdi mi aklımıza gelmiş patentletmek, sahiplenmek?
...
karakter kökeninden ziyade, önemli olan sunum tekniğinin kökeni...
Hayal perdesi kullanımı öz be öz Türk sanatı...
Kullanılan malzemeler ve teknikler de keza...
Senin dediğinde de şu şekilde haklılık payı var;
Karagöz evrenseldir çünkü kullanılan karakterler Osmanlı'da yaşayan halkların bir panoramasıdır, Ermeni'si, Arnavut'u, Rum'u, Acem'i...
Bunlar Karagöz'ü renkli kılmıştır ve aynı sebeple de hep köken sorgulamasına gidilmiştir...
...
Bu biraz ÅŸey gibi...
Othello zenci diye Shakespeare'in olduğundan şüphe etmek gibi olur...
patentlemek ticari bir
patentlemek ticari bir kavram. oysa hacıvat-karagöz kültürel değerlerdir. milky'nin dediği gibi yunan olma ihtimalleri güçlü olmasına rağmen aslında ne olduklarının da bir önemi yoktur. farzedelim ispanyollar hacıvat-karagöz'ü benimseyip, sahipleniyorlar. bunda da bir sakınca yok. üretilen her bilgi gibi üretilen her kültür de insanlığa aittir. isteyen sahiplenebilir. hatta sahiplenilmesi iyi bir şeydir. toplumlar arasında ki ortak paydaları arttırır.
...
"bizim" diye sana ait birşeyin sahiplenilmesinde o kadar da iyi niyetle yaklaşılamıyor...
gün geliyor senin olan herşey birilerinin olmuş oluyor dımdızlak tarihsiz kökensiz kalıveriyorsun...
*
"telif" kelimesi sözlük anlamıyla "uydurma", "telif hakkı" da "uydurma hakkı" demektir. son zamanlarda ülkemizde de pompalanan ve nedereyse ticari yaşamda bir zorunluluk haline gelen telif, patent gibi kavramlara karşı bir düşünce akımı da vardır. bu düşünce, temelde üretilen her bilginin tüm insanlığa ait olduğu, sahiplenilemeyeceği tezine dayanıyor ve ben de bu düşüncedeyim. (başlıbaşına bir tartışma konusu olabilecek bir konudur, biraz çalışıp bir münazara açabilirim belki.) kapitalist dünyada patent, telif hakları aslında insanlığın önünde bu anlamda bir çok engele neden oluyor. bu açıdan baktığımızda değil yunan'lıların her hangi bir şekilde birilerinin (ki türk'ler de dahil) hacıvat-karagöz'ün patentini alarak başka toplumlarda kullanımına kısıtlama getirmesi veya başka bir şekilde hacıvat-karagöz'ün özgürlüğünü elinden alması iyi bir şey değildir. bizler gibi yunan çocukları da hacıvat-karagöz'le büyüsünler. ne güzel işte.
*
..ama bir türk oyunu, sahnesi olduğu bilinsin.
sirtaki bizim diyor muyuz biz? demiyoruz ama oynuyoruz zevkle, hoba..
O zaman olayı şöyle bağlayalım.
Karagöz hacivat Osmanlı kültürünün ürünüdür. Biz Osmanlının mirasçısıyız. O zaman o mal bizimdir.
...
gevÅŸek oldu o baÄŸ...
sonra adama derler ki;
"Osmanlı'nın her ettiğini de mirastır deyip alacak mısınız?..."
İşimize geleni sahipleniriz Karagöz'üm.
.
Makedonyalilarla (cumhuriyet) birlik olup oyle isyan edelim, malum onlarin da paylasamadiklari bir suru sey var Yunanlilarla. Misal, Zulfu Livaneli'yi Makedonya'ya gonderelim, iki turku okusun. Beyaz guvercinler falan ucurtsun.
...
ilginc tabi hem bizi begenmiyorlar hem her biseyimize sahip ciktilar...fakat bizim de kendi degerlerimize sahip cikmamiz bazilarinin gözdikmesinden önce olmaliydi...g.t e giren semsiye acilmaz..ben bunu derim...