

cok uzun seneler once, "c'est beau et c'est difficile"* diyerek girdin bicok kisi gibi benim de hayatima. senin gibisi hic yoktu buralarda, belki o yuzden uzaklardaydin her zaman, icin gitse de, aci ceksen de, hak ettigin degeri vermediler sana bi sekilde bu topraklarda. hep seni anlatti baskalari, yabancilar; nasil da alerjin vardi toza hani, minicik toz partikulu yuzunden nasil da koskoca opera binasini inletirdin, kac tane sopranocuk senin bu huyunu taklit etti, alerjik bile olmadiklari halde. her sahneye cikisindan once nasil da kiyameti koparirdin "sesim kisildi", "ben artik bittim" diye, placebo verirlerdi sana, bes dakikaya iyilesirdin. hani bi kez sahnede etegin koptu da, bi daha sacina basina kostumune senden cok onem vermedi kimse, "hepsi saglam olsun ki, aklim aryamdan baska seye gitmesin" dedin basitce. ne cok severdi seni opera calisanlari, hepsi sana "ultima regina" dediler, eteklerini openler, sokakta seni gorup onunde egilenler, butun bi italya, hatta avrupa, el ustunde tuttu seni bi omur, en dogal hakkindi. kralice sendin.
butun bunlar ustune tek bildigim, ölümsüzlük diye bisey varsa, sen zaten oylesin.
bu topraklarin gelmis gecmis en buyuk sanatcisi, yildizi, gokyuzundeki yerini al; elveda sevgili divina.
....
Ortaköy'den boğaza küllerin savrulurken, umarım sesi bir halta benzemeyenlerin boğazına bir kaç zerren kaçar da bir mucize olur Leyla...
geceyi saçlarında, adında taşıyan kadın...
...
mucize gerçekleşecekse benim boğazıma kaçsın.
ah.
ah.