

Bu gün bendeki resimlerini ve mektuplarını yakıyorum.
Küllerini sana göndereceğim. İşte! Hepsi önümde
duruyor. Şu resim çekilirken karşında ben vardım,
hatırladın mı? Üzerini diyerek
imzalamışsın. Bu seni en çok anlatan resimdi
biliyorum. Bana en yakın olduğun resimdi... Karşında
ben vardım, gözlerin gözlerimdeydi... İçin benimle
doluydu, bakışların gibi. Önce bu resmini yakacağım,
bu en çok sen olan resmini. Sonra da diğerlerini
yakacağım. Hepsi birer birer kıvrılıp kül olacak
sonunda. Ya mektupların? Herbirini çok çok öptüğüm
mektupların...Satır satır içimde çakılı duran mektupların.
Onlarda yanacak. Senden madde olan hiçbir şey kalmasın
istemiyorum bende. İçimde bıraktığın eziklik yeter artık.
ha
fak yu tabi de... öyle hemen olmuyor işte o işler... ahhh ahh!
yahu..
bunda bir sürü yorum vardı.. resimler yerine yanlışlıkla yorumları mı yaktınız?
:o--
.
böyle cümleler hala var mı?
gözlerin gözlere tutulduğu ve fotoğrafların yakıldığı...
klip gibi...
....
evet burada bir sürü yorum vardı onları kim yaktı bilmiyorum ama anılarla yaşayamayanlar için yakmak bir çözüm olabilir...bu bir alıntı "ümit yaşar oğuzcan"dan sahibini arayan mektuplar...duygusal takılmak isteyenlere tavsiye ederim.
}}}
Her gelen dertli geliyor. Her açılış satırında bir geçmişe isyan. Umarım siz de kısa zamanda düzelirsiniz.
hey ben iyiyim arada bir
hey ben iyiyim arada bir isyan ediyorum ortada düzelecek kadar kötü bir durum yok en azından artık aşk için acı çekmem