

MNG Holding:
1976 yılında, Mehmet Nazif Günal tarafından kurulan; inşaat, finans, turizm ve kargoculuk sahalarında faaliyet gösteren; MNG Kargo, WOW Otelleri, Bentur, MNG Airlines, MNG Bank gibi kuruluşların bünyesinde yer aldığı yerli sermaye (!) grup...
Olaylar:
Antalya Kundu Yangını: 1998 yılında Antalya Kundu'da MNG Holding tarafından Topkapı Palace inşa edildi. MNG, denize sıfır tesislerinin hemen arkasında yer alan ve ismi imar plânlarında Kundu Kent Parkı olarak geçen yaklaşık 1 milyon metrekarelik ormanlık alanın kendisine tahsis edilmesini istedi. Ancak tahsis izni çıkmadı. Tahsisle ilgili tartışmalar sürerken 1999 yılında ormanlık alanda yangın çıktı ve ormanın büyük kısmı tamamen kül oldu. MNG, zaman kaybetmeden alanın tahsisi için yeniden başvuru yaptı ve 18 delikli golf sahası ile tatil köyü yapımı için iznini aldı.
Bodrum Güvercinlik Yangını: 2006 yılında, Bodrum Güvercinlik Köyü'nde bulunan ormanlık alanın bir bölümü, turistik tesis yapımı için 2'si MNG'ye ait olmak üzere 3 ayrı firmaya tahsis edildi. Tahsisin hemen ardından ormanlık alan, üç ayrı noktadan yanmaya başladı.
Milas Pina Yarımadası Deniz Katliamı: MNG Holding, Pina Yarımadası'ndaki koruma altındaki bölgeye 5 yıldızlı otel yapmayı plânladı. Bölgenin alt tarafındaki ağaçların bir kısmı gereken izinler henüz alınmamış olmasına rağmen kesilerek yollar oluşturuldu ve iskele yapımı için molozlar kamyonlarla denize boşaltılarak büyük bir çevre katliamının altına imza atıldı.(Bkz. http://trofolo.blogspot.com/2008/07/pina-yarimadasi-katliami.html)... Tesis Şantiye Müdürü'nün durumla ilgili açıklamaları şöyleydi:
"Denizi sadece biz doldurmuyoruz. Genelkurmay Başkanlığı dahil 9 bakanlıktan izin almayı bekleseydik zaman kaybederdik. Denizi doldurduk, para cezasını bekliyoruz. Mutlaka izin alırız, çünkü 600 kişiye istihdam sağlayacağız."
Bu tartışmalar devam ederken MNG Holding'e Milas Kaymakamlığı tarafından Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde turizme katkılarından ötürü (!) plâket verildi. Bunun ardından Milas Kaymakamı açığa alındı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, dolgu için yapılan başvuruyu molozların denizden çıkartılarak bölgenin eski hâline getirilmeden incelemeyeceğini bildirerek izinsiz dolgu yaptığı gerekçesiyle MNG Holding'e 46.500,00 YTL para cezası verdi. Ayrıca bakanlık, bölgenin temizlenmesi için MNG'ye verilen sürenin bir yıl olduğunu ve bu süre sonunda bölgenin eski hâline dönmediğinin tespiti hâlinde çalışmaları kendisinin başlatacağını ve tüm maliyeti MNG Holding'e fatura edeceğini açıkladı. MNG, süre zarfında bölgenin arındırılması için hiçbir çalışma yapmadı. 10.04.2008 tarihinde de aslında 3 + 1'lik kat zorunluluğu mevcut olan bölgede bodrum katlarıyla birlikte 8 katlık imar izni verilerek çalışmalar tamamlandı.
MNG'nin Ankara'daki sayılı akıllı binalardan olan genel merkezinin kaçak olan en üst katında yangın çıkmış olması da ilginç bir ayrıntıdır.
***
Soruya yönlenme:
Soru 1: Bu ne cüret, bu nasıl şımarıklıktır böyle? Siz de nereden türediniz?
Soru 2: Ülke turizmine katkının böylesi mümkün müdür?
Soru 3: Sırada hangi belde / beldeler plânlanıyor olabilir?
Soru 4: Çeşitli sorular, sorunlar?..
Nazif
Seninle aynı okuldan mezun olduğumdan tut da vakıf üzerinden verdiğin burslara kadar herşeye lanet olsun.
...
o değil de...
...
oha artık lan...
mng'ye değil
onlara bu cesareti verenlere konuşmak lazım.
esasen
bizler olmuyor muyuz?
ben
bayındırlık ve iskan bakanı değilim. Eğer sen isen lütfen müdahele et, yok şayet halk olarak bizim müdahale etmemiz gerekiyorsa bayındırlık ve iskan bakanlığına ne hacet?
hee,
demokrasiden anladığınızın bu olması çok kötü. vay babam. tüm memleketi satarlar ama siz karışmazsınız. ne de olsa "başbakan mısınız siz?"
acaba
sizi, orman yasası kabul edilirken meclisin önünde eylem yaparken niye görmedik. yok ben sadece muhalif kişiliğimle kahve köşesinde memleketi kurtarırım diyorsanız başka, ki durum bunu gösteriyor. Demem şudur, biz halkız duyarlı davranabiliriz fikrimize göre ancak bu işin birde seçilmiş yöneticileri var. Sitemim onlaraydı.
konu ben değilim,
ve kim olduğumu ya da nasıl mücadele ettiğimi anlatmayacağım. ama sen ve senin gibi oradakileri seçilmiş ve irade sahibi insan sananlara bir çift lafım var:
şuursuzlaştırılmış bir milletin iradesi olmaz, sandıktan milli irade değil pilli tavşan çıkmıştır.*
*RED dergisinin seçimden sonraki kapak sayfasında yer alan cümle.
anlat
merak ediyorum. Çünkü bir mücadelen olsa idi mutlaka basına yansıtırdın veya yansırdı. şikayet kutusuna a4 atarak olmaz bu işler.
aikan
seni tebrik ve takdir ediyorum.
anayasada belirlenen
dilekçe hakkı sizce neden siyasi haklar arasında? şimdi kimse demiyor ki "kardeşim ben bunları tespit ettim. bak ya böyle şey olur mu. şunu iki satır yazıya dökeyim de bu konuda her kim söz sahibi ise ondan bir hesap sorayım, yok sorulacak hesap yoksa bilgi alalım" diye. nedense bu tarz şeyler hep internette dolaşıyor ama bi kişinin de oturup dilekçe yazdığını görmedim. yahu insanlarımız nerede yaşıyor ya da yaşıyorlar mı? bu sorulara dair de söyleyeceklerim var ama şimdi olmaz başım ağrıyor.
örnek;
şikayet dilekçesi yazdığınız herhangi bir kurumun size 45-60 gün çerisinde cevap verme zorunluluğu vardır. cevap gelmeden mahkemeye müracat edemezsiniz. şikayetçi olduğunuz kurum size belirtilen sürenin son günü veya haftası yanıt verir. Açıklamanız ve/veya şikayetiniz açık değildir daha açık ve delilli (gibi) şekilde şikayetinizi yenileyiniz. üşenmez veya aptal yerine konduğunuzu hissetmez tekrar ederseniz dilekçeyi, yine aynı sürenin sonunda size cevap gelir. DİKKATE ALINMIŞTIR İLGİNiZE TEŞEKKÜRLER. yok ben daha hala takip edeceğim derseniz ki süre 6 aya yakın oldu mahkemeye dilekçe verdiğiniz takdirde size öbür yıla tarih verirler. şanslı olup mahkeme şikayeti kabul görürse. daha saatlerce yazabilirim ama üşeniyorum. bir çok insanın denediğine inancım sonsuz.
öncelikli
o süre otuz gün. bilin diye söylüyorum ve her neyse uzatmanın bir anlamı yok. "söz konusu vatan olunca gerisi teferruattır" ve "hattı müdafa yoktur sathı müdafa vardır" sözlerindeki derin anlamların iyi düşünülmesi gerektiği kanısındayım. şahsım adına ise şunu söyleyebilirim; kendime olan inancım tam ve sonsuzdur. sizleri bilemem.
5216
sayılı belediyeler kanunu (belediyenin kendi anayasası yani il devleti) süresi belirttiğim gibidir. evet uzatmayalım faşizme yakın bir biçimde yönetilip her sesi çıkan ergenekon balonu içine tıkılırken.
*
özür dileyerek girmek istiyorum, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunun hangi yerinde buna dair bölüm var, tam olarak bilemedim.
off
ne bölümü nerdesiniz siz, şikayetiniz varsa iliniz veya ilçeniz hakkında size sergilenecek resmi veya gayrı resmi tutum bu. yapmayın allahaşkına..
ah
sizin nickiniz bi sus'ken daha mi iyiymis ne? yoksa degil miydi? ben yine mi uyduruyorum? allah allah. bilemedim bak yine. pff.
neden
gerildiniz pardon konu seks değil ondan mıydı...
...
ben başlığı okuyunca konuyu seks sanmıştım.
*
anayasal ödevlerinden biridir dilekçe hakkın, okuyun isterseniz;
"1984 Yılında kabul edilen 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun kabulünden önce bu Hak “Türk vatandaşlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine Dilekçe İle Başvurmaları ve Dilekçelerinin İncelenmesi İle Karara Bağlanmasının Düzenlenmesine Dair 140 sayılı Kanunla” düzenlenmişti." Bu yasa, 1961'de, 1982'de ve 84 değiştirilmiş olmasına rağmen 1924'deki asıl haline yakın olarak anayasamızda saklanmaktadır.
aaa, bir saniye bir tane daha yasamız var, hem de bunun kapsamı biraz daha farklı galiba.
"3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun kabulüyle 140 sayılı kanun ilga edilmiş ve 3071 sayılı yasa da sırasıyla Kanunun amacı, kapsamı belirtilmiş, dilekçe hakkı tanımlanmış, 4. maddeyle Dilekçenin kabulüne ilişkin asgari şekil şartları ortaya konmuş, 6. madde de dilekçenin incelenebilmesi için taşıması gereken nitelikler sayılmış, 8. Madde de ise Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan başvuruların dilekçe komisyonunda incelenmesi ve karara bağlanması esas ve usullerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde gösterileceği esası yer almıştır."
isimsiz ihbarlar da bulunmak isteyebilirsin belki; keza devlet memurlarının yukarıdaki meselede büyük bir ihmali olduğunu düşünürsek eğer; CMUK 151 ve 4483 sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi çerçevesinde isimsiz ihbarlarda bulunabilir. ayrıca bunu işleme sokmayan Cumhuriyet Savcılarını da ayrıca şikayet edebiliriz.
gördüğünüz gibi "belediyelerin anayası" olan ilgili kanunun burada hiç işi yok.
asıl siz kendinize gelin!
anca
bu kadar saptırılır tebrikler. ben hiç bir cevabımda şikayet hakkı yoktur demedim. demem şu ki, başından beri minareyi çalan kılıfını hazırlar. bir gün bir şikayetiniz olursa ne denli ciddiye alındığınıza tanık olursunuz. Ama bakın yanlış anlamanız bir işe yaradı. araştırma için nette küçük bir gezinti yapıp bilgi dağarcığınızı geliştirmişsiniz. Kendinize gelin kısmı çok ilginç pembe gözlüklerle mi izliyorsunuz tv yi. neyse hak verilmez alınır sizin dediğiniz gibi olsun:)
*
yahu ben bir şeyi merak ediyorum.
yıllar bütün insanları, değiştirir, olgunlaştırır! sendeki bu zeka parıltısı niye onu anlamadım. vay yumartaya can veren allahın, seni niye hiç görmedi ki?
belki
seninle eşit olalım, küsmeyesin diye görmedi allah beni, neyse ucuzluyor konu. Başka sayfada klasik geyiklerine katılırım belki,
*
bu arada sen "bi sus" isen eğer, hiç bir şeyime katılma bence.
evet
ta kendisi.
çok
garip bir boyuta çekiyorsunuz tartışmayı. anayasa nedir? belediye kanunu nedir? münazaranın konusu nedir? ben konunun neresine değindim? ayrıca faşizm değil, cumhuriyetle yönetiliyoruz diye biliyorum. bunu siz istemeseniz bile, bir dönem babanız ya da dediniz istedi. onların istemeleri de kendilerine göre anlamlıdır. bu yüzden "esasen bizler olmuyor muyuz?" diye başladım. ha sonuç mu? sonuç yok ama şimdilik.
kesinlikle
bir taraf olmadığımı sadece şu an açıkça görünen birşeyleri paylaştığımı anlamışsınızdır umarım. belediyeler kanunu derken öncelikli şikeyeti bağlı bulunan belediyeye yapmanız gerekmekte olduğu için yazdım. hepsi bu
siz
direkt TBMM' ye yazsanız kimse size neden buraya yazdınız demeyecektir. olmadı altına belediyelerin ya da hangi kurumunsa artık yapmış olduklarının güven vermediğinin veya yapılanlardan dolayı o kuruma karşı inancınızın sarsılması nedeniyle bu yola başvurduğunuzu belirtir geçersiniz.
a.q.
.
~
ehe malesef bu i$ler ya bakan tanidigi ile ya da bu $ekilde yuruyor.
Herkes
çarkın nasıl döndüğünü biliyor, ama kalabalık içinde muhalif olmak tatmin ediyor kimilerini.
~
mutlaka,
bizler bu duzenin icin en kolay kafasi ezilecek kitleyiz, hepmimizi susturmak cok kolay. ayrica yokmu$uz gibi davranmalarida cok kolay.
*
aferin mng holding'e ve çalışanların. hatta ellerine sağlık.
ah
kara kara olmustur tabi o eller.
*
temizlik ve bakım kremleri var kuzum, bence idealdir temizlenmek için.
yiyin efendiler yiyin mi diyor birisi? ohh beybi.
ah
who's that girl? yani, kim demis kim demis?
*
elbetteki fikret ile tevfik beybiler birlikte söyledi, biz de doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyeceğiz bu iltikaama muntazır sofracıkta. inceden rte'ye selam eder, evlilik projende seni desteklediğimi belirtirim.
ah
zemzem tower'daki rezidansima da beklerim. portakal sulari benden.
ahh
no, uzaktan sarı olduğu belli olan içeceklere bu ara meyilim, rte olasım var, çok pis olasım var.
başbakan
bu sayfayı okusa, derhal portalimize üye olur... stern le tanışır evlenirlerdi, 6 çocuk yaparlardı... biz de dilekçelerimizi sterne verirdik... nefis olurdu valla... dur ben bu yazıyı başbakana çıtlatayım
kendi halimdeyim
ah
bir kere agzindan 3 cikti, ucten fazla yapmam. ulke ekonomisine zarar. allah korusun sonra bizim cocuklar icin de ne bileyim selimiye kislasini yikip, belgrad ormani'na otel falan yapmak zorunda kalirlar. alti cocukluk firkateynimiz icin ozel liman acilmasi gerekir. levent'teki golf sahasini fazla bos bulup oraya gokdelen koyarlar. hic belli olmaz.
citlat ama sen, selamlarimi ilet. i kiss you rte.
aradım
senin cebini verdim, o aramasın ona çok yazar dedi, o seni arayacakmış... örtünmesi şart dedi, örtünürsen sana marstan villa, cennetten toprak alacakmış... 4-3-3 de de ısrarlı... fırkateyni sorun ötmesin, ben o olayı kafamda çözdüm dedi...
kendi halimdeyim
*
Ümit Kıvanç'ın Sensiz Olmuyor diye bir romanı vardı. Gayet anaşist yöntemlerle böyle adamlara derslerini veriyorlardı. Örneğin; mahallede ki zengin işadamının sevgilisiyle fotograflarını çekip, şantajla mahalleye çocuk parkı yaptırıyorlardı. Biraz teknoloji, biraz zeka ile oluyordu bunlar.
Yine olsa keşke...
}}}
Belki MNG kuruluşlarını boykotla işe başlanılabilir. Uzun zamandır televizyon seyredemediğimden hâlâ yayında mı ve el değiştirdi mi, bilmiyorum ama TV8 de bunlarındı. Hâttâ borazancılığını yapıyorlardı. Yapılabilecek birkaç şey var.
*
boykot, moykot hafif kalır ve geçicidir. bahsettiğim daha ileri bir şey. Öyle ki o adamlar orayı tekrar orman yapmak durumda kalsınlar. ha "nedir?" dersen, bilmiyorum. ama sanırım iki şeye ihtiyaç var; zeka ve cesaret.
böyle bir kampanya
başladı bile.
...
mı na? iyiymiş. allah aşkına terbiyeden mi yazıyorsunuz böyle. böyle şerefsiz evlatlarının hakkı bu mu? ya varsındır ya yoksundur.
*
Adam akrostij yapmış mngye?
...
ah nasıl da anlamadım. hisli münazara stayl?
}}}
Hayatımı tamamiyle çevre kirliliğini önlemeye adamış bir insan olamadım. Ben de içtiğim sigaranın izmaritini yerlere atabiliyorum. Konu çevre katliamı olduğunda belki ben de bu kuruluştan farklı bir kategoride yer almamalıyım ama bildiğim birşey var ki şu anda bu kuruluşa, kurucusuna, ortaklarına ve hâttâ çalışanlarına haddinden fazla kızgınım. Yukarıda da belirtildiği gibi kuruluşun isminden yola çıkarak ilk aklıma gelen başlık bu olduğu için öyle yazdım. Zira amacım hadiseyi ve tavrımı yumuşatmaktan ziyâde daha da sertleştirmekten ibâretti.
Ayrıca herkesin bildiği gibi bu insandışılık, bu vahşet; internet sitelerinde hakâret etmekle çözümlenmeyecek, bugüne kadar bunun örneklerine rastlayamadık. Televizyonlarda, gazetelerde, orada, burada "Orman yandı... Yok, cam şişe kırığıydı... Yok, cahil piknikçi ırkıydı... Yok, açgözlü para babalarıydı..." denip dururdu ki hiçkimse bu adamların kim olduğundan bahsetmezdi kimseye. Belki de kimliğini herkesin bildiği bu adamların kim olduklarının farkına bugün vardım ve şayet gündemi (Şayet daha önce öyle bir gündem oluştuysa) benim gibi gerilerden takip eden üç beş kişiye ulaşıldıysa; şimdi onlar da kimlerin, bu ülkeye, ne kadar hizmet ettiğinin farkına varmış olmalılar ve başlıktaki yumuşatma ve sertleşmenin önemini yorumlamaktansa daha verimli işlerin altına imza atmayı deneyebilirler.