

- "Bugüne dek çok şey yaşadım." dedi küçük çocuk... "Yıkılan şehirleri de gördüm, darmadağın olan imparatorlukları da... Fakat daha önce böylesini hiç görmemiştim."
Adamla çocuk Gobi'de kumdan bir tepenin üzerindeydiler ve etraflarını çevreleyen 150 km. çapındaki hayali kürede çöl eşrafından başka hiç bir canlı yoktu. Hiç bir rota buradan geçmiyordu. Buraya hiç kimse uğramıyordu. Son 10000 yıldır buraya insan ayağı değmemişti.
- "Gidip şu işi bitirelim!" dedi adam ve çocukla birlikte yürümeye başladılar.
400 metre kadar yürüyüp düzlüğe vardıklarında, çocuk çakısını cebinden çıkarmış ve yere bir heksagram çizmeye koyulmuştu. Adamsa çocuğun çalışma alanından çekilmiş, huşu içinde gökyüzünü izliyordu. Mühr-ü Süleyman, evrenin amerikan dolarıydı. Doğru ellerden çıktığı vakit, her yerde sözünü geçirirdi. Hatta bu kendinden bihaber toprak parçasında bile... Çocuk işini bitirdiğinde bulutlar gökyüzünde yerlerini aldılar.
- "Sence bu yaptığımız doğru mu?" dedi çocuk, "Sonlarını bu şekilde getirmek, onların adına buna karar vermek..."
- "Bu kararı biz vermiyoruz." diye yanıtladı adam... "Bunların tamamı kendi seçimleri, daha bu çölün sonlarını getireceğinden bile farkında olmayan bir ırktan bahsediyoruz. Daha önce başkaları da oldu, daha basit canlılar ve daha üstün ırklar... Hiç birinin birbirinden farkı yok. Yaşadığımız bütün gerçekliğin pisliğinden kurtulmaya, bir şekilde çöpünü boşaltmaya ihtiyacı var. Biz buyuz, Büyük El'in öğütme makineleriyiz. Çürüyen her şeyi öğütmek zorundayız ki ardından gelenler, burada yaşamak zorunda olanlar hastalanmasın."
- "Peki ama neden bu şekilde, neden hep böyle yavaş yavaş? Neden her şeyi yokedip ortalığı tertemiz bir şekilde bırakmıyoruz?" diye sordu çocuk, dingin bir edayla...
- Görmelerini ve akıllanmalarını bekliyoruz. En azından anlamalarını... Bu asla olmayacaksa bile, ki ben olacağından şüpheliyim, Evren'in çekülüne vurulacak bu denli sert bir fiske, bir daha asla aşağının gerçekten neresi olduğunu bilmemene neden olur. Uçtuğunu sanırken birden düştüğünü anlamanın nasıl bir şey olduğunu umarım ömrün boyunca öğrenmezsin.
- Sen bunu yaşadın mı yani?
- Çok uzun zaman önce, anlatırım bir ara... Yağmur başlamadan buradan gitsek iyi olacak, ıslak sıçana dönmek istemiyorum.
- Kaplan'ın bahçesine gidelim mi? Biraz temiz havaya ihtiyacım var, hem şelale seni de dinlendirir.
- Tamam ama sonrasında eve dönmek zorundasın, annenle babanın telaşlanmasını istemeyiz.
- Öff, tamam.
Çocuk eşofmanının üç çizgisine yapışan tozları silkti. Adam gökyüzüne son bir kez baktı. Yağmurun ilk damlası düştüğünde ikisi de ortadan kaybolmuştu. Mühr-ü Süleyman toprakta, yağmurla kavuşmayı bekliyordu.
Ve yağmur yağdı.
Ve Gobi biraz daha büyüdü.
/
devamı var mı?
...
Başlangıcı var mıydı?
*
hiç bir yazının başı olmaz bence ama okuru olarak kuvvetli bir sonu hak ediyorum bence. gösterip de vermemek kötüdür.
Büyük El'i dışında
Büyük El'i dışında tutarsak hikayenin, Gobi'nin selametini merak etmekteyim.
...
anikid bugün çok dolmuş
***
Gobi çölü her yıl en az 19 en çok 24 km. genişliyor. Bu yıl da genişledi.
:
"yıkılan bir tarihin fotokopisi" yerine
"sıkılan bir beynin endoskopisi" ni öneriyorum.
seni işe alacağım. yakındır.
Tamam da
iÅŸ nedir?
:
buralar hala çok sıcak, enseye üflesin diye adam alacağım.
Çek bi vanti...
Beni de uğraştırma, üfleyince durmak bilmiyorum. Hoop?!
-
arkadaşlar yaz bitti yalnız.
Olanca takım elbisenle
yıkıl karşımdan, seni beyaz yakalı...
Hummalı bir merakla soru?
Bu :
- "Bugüne dek çok şey yaşadım." dedi küçük çocuk... "Yıkılan şehirleri de gördüm, darmadağın olan imparatorlukları da... Fakat daha önce böylesini hiç görmemiştim."
ve bu:
- Görmelerini ve akıllanmalarını bekliyoruz. En azından anlamalarını... Bu asla olmayacaksa bile, ki ben olacağından şüpheliyim, Evren'in çekülüne vurulacak bu denli sert bir fiske, bir daha asla aşağının gerçekten neresi olduğunu bilmemene neden olur. Uçtuğunu sanırken birden düştüğünü anlamanın nasıl bir şey olduğunu umarım ömrün boyunca öğrenmezsin.
cümlelerini bir yerden anımsayacağım!...
hımm yazı bir kitaptan alıntı mıdır ?
(ismini hatırlayamadığım bir kitapta okudum sanki)
Bildiğim kadarıyla değildir.
Ama anımsar ve benimle paylaşırsanız sevinirim.