Ana sayfa
  Ortasından Dalalım! | Ben de urb olmak istiyorum! | Åžifremi Unuttum Sitede Ara | Urb Ara | Oynaklar (20)  
15

Gümüş kıskacı çiğ etin üstüne bastırdı. Diğer elinde tuttuğu keskin bıçağı et parçasının üzerinde yukarıdan aşağıya doğru yalnızca bir defa gezdirdi ve ayrılan et parçasını kıskaçla kavrayıp tezgâhın ilerisinde duran çelik kabın içerisine koydu. Kabın parlak yan yüzeyinden, renkli süslerle buzdolabına tutturulmuş birkaç siyah beyaz fotoğraf yansıyordu. Fotoğraflar; aynı evin önünde, birbirine benzer pozları veren, farklı insanları resmetmekteydi: Yaşı hayli geçkin gibi görünmesine rağmen bakımına özen göstermeye çalıştığı anlaşılan bir kadın, rüzgârda uçuşan uzun saçları ve boynuna sarılı zarif şalıyla gösteriş sahibi genç bir kadın ve elinde yüzüstü omzuna yasladığı bez bebeğiyle objektife doğru gülümsemiş onbeş onaltı yaşlarında genç bir kız... Birbirinin üzerine iliştirilerek tutturulmuş bu üç fotoğrafın ötesinde oldukça aşınmış bir başka fotoğraf daha duruyordu. Fotoğraftaki yüz belirgin olmamasına rağmen üzerindeki elbiselerden bir kadına ait olduğu belli oluyordu.

Varla yok arası beliren, buğulu ve soğuk bir müzik sesinin yükseldiği odanın içinde bir tıkırdama duyuldu. Kadın gümüş kıskacı ve bıçağı yavaşça elinden bıraktı. Başını arkasına döndürdü. Sarı üzerine beyaz benekleri olan ekşimiş suratlı bir kedi, kadife koltuğun üzerinde gerinip tırnaklarını koltuğa sürtüyordu. Bir süre devam etti ve koltuğun üzerinden sanki havada süzülürcesine atlayıp daire kapısının önüne doğru yürümeye başladı. Adımları küçük ve sessizdi. Yürürken kuyruğunu havaya kaldırıp indiriyordu. Kapının hemen önündeki küçük halının üzerine doğru ilerledi, oturdu ve yüzünü buruşturarak patisini yalamaya başladı. Diliyle ıslattığı patisini sanki elbezi kullanırmış gibi yüzüne sürüyordu. Arada minik molalar verip kadına doğru bakıyor, sonra kaldığı yerden temizliğine devam ediyordu.

Kadın tezgâhı olduğu gibi bıraktı ve odanın içine ilerleyip uzun deri koltuğa oturdu. Başını, yüksek koltuğun sırtına yasladı. Sanki içinde birşeyler varmış gibi sıktığı elini havaya kaldırıp sağa sola sallamaya başladı ve kediye kısık bir sesle "Gel!.." diye seslendi. Kedi, buruşuk yüzünde belirebilecek en şaşkın ve en telaşlı ifadeyle kadının elini takip ediyordu. Genç bir kızın elleri kadar bakımlıydı kadının elleri. Birkaç defa daha seslendi kediye ama izlenilmekten öteye gitmediğini farkedince tuttuğu hayâli cismi kedinin üzerine fırlatıp atarmış gibi yaptı. Kedi, o cisim sanki yanıbaşına düşmüş gibi irkildi ve oturduğu yerden, ulaşabileceği en uzak yere kadar olan bölgede dikkatli ve ince bir arayışa koyuldu. Kadın, başını iyice geriye yaslamıştı.

Oturduğu yerden, çalan telefonun ince sesiyle irkiliverdi, toparlandı ve hemen önündeki sehpanın üzerinde duran telefona doğru uzandı. Telefonun üzerinde yazan isme baktı. Bir süre bekledi. Cevap vermek ile vermemek arasında gidip geldiği belli oluyordu. Telefon ise cevaplanmak için vargücüyle sesini duyurmaya... Sanki o anda dünyanın en zor uğraşılarından biriymiş gibi telefona cevap vermekten kaçıyordu. Tiz ve keskin sesi, kedinin bakışlarını da üzerine çekmişti. Uzunmuş gibi görünen kısa bir süre daha uzak durdu telefonu cevaplamaktan ve sonunda açma tuşuna dokundurdu elini: "Sırada ben mi varım?" diyerek cevapladı telefonu. Odanın içinde, telefonun karşı ucunda konuşan kişinin belli belirsiz sesi duyuluyordu. Arayan kişinin söylediklerini bitirmesini bekledi, ayağa kalktı, sıkılgan bir ifadeyle kapıya doğru ilerledi ve açtı. Karşısında buzdolabında fotoğrafı asılı olan yaşı geçkin olmasına rağmen bir hayli bakımlı kadın duruyordu. Şık bir siyah elbise vardı üzerinde. O da telefonu kulağında tutuyordu:

- "Zile daha basmamıştım!" dedi.
- "O söyledi kapının önünde olduğunu!" diye cevapladı başıyla telefonu işaret ederek yaşı geçkin kadını.
- "O da mı buralarda?" diye sordu kadına. Şaşkınlığı ve siniri bir arada barındıran ifadeler bir araya gelince, yüzündeki kırışıklıklar da belirgin hale gelmeye başlamıştı. "Ben de kiminle konuştuğunu merak ediyordum." dedi asabi bir ses tonuyla.
- "Bil bakalım yanında kim varmış?" dedi sorusuna karşılık soruyla. Kapıyı hızla geriye doğru itti, telefonu kapatıp koltuğun üzerine fırlattı ve sinirli adımlarla tezgâha doğru yürümeye koyuldu. Yaşlı kadın kedinin başını sıvazlayarak içeriye doğru adımını attı ve kapıyı kapatıverdi. Monteli çivileri aşınmış "14" daire numarası, kapıyı kapatmanın etkisiyle yerinden biraz daha oynamıştı.


Gelememannemkızar resmi

?

Kedileri sevmiyorum..

ikona resmi

-

devamı var ? (gibi gibi)

Delacour resmi

}}}

Evet, var.

ikona resmi

-

kedi yandı, yazı yazgısında kayboldu ?

Delacour resmi

}}}

Yoo... Ondört'teler...

ikona resmi

--

eee 13 "kedi eti yedi, kediyi yiyen zehirdi" ateş yoktu şöminede..

Delacour resmi

}}}

Diğeri onüç müymüş?

ikona resmi

-

yazan siz değilmisiniz, dairelerde dolaşıyosunuz ?

Delacour resmi

}}}

Yazan ben olduğum için soruyorum zaten. 13 demişsiniz. Zirâ ben henüz isim koymadım.

ikona resmi

-

ama bi 13'e yolculuk var ? (gibi gib)

Delacour resmi

}}}

Ondört'ten sonra onüç gelmez ki...

ikona resmi

-

ebcede ilgi duyuyorum 19da kaldım ?

Delacour resmi

}}}

Yolumuz pek karışık, pek kendine has. Ebcet bu işi çözmez.

ikona resmi

-

farkındasınız ? hıı hııımmm