Ana sayfa
  Ortasından Dalalım! | Ben de urb olmak istiyorum! | Åžifremi Unuttum Sitede Ara | Urb Ara | Oynaklar (20)  
14

15

İçinden buhar yükselen kaynar çelik kabı ocağın üzerinden aldı. Kaşları çatıktı. İç tuğlaları yer yer is lekesiyle bezenmiş şömineye doğru ilerledi. Dizlerinin üzerinde eğildi. Kabın içindeki pişmiş et parçalarını şöminenin yanındaki melamin kabın içine boşalttı. Ayağa kalktı, birkaç adım attı, bir an duraksadı, geriye döndü, kabın içinden bir parça eti ağzına attı ve mutfak tezgâhına doğru yöneldi. İs lekeli şöminenin içinde oturmuş kuyruğunu sallayıp mırıldanan sarı üzerine beyaz benekli bir kedi, bir hamlede yere doğru atladı ve kaba doğru küçük adımlarla ilerlemeye başladı. Deri koltuğa başını yaslamış siyah kıyafetli bir yaşlıca bir kadın, telaşlı gözlerle kalın ciltli kırmızı bir kitabın sayfalarını karıştırıyordu:

- "Bu kitabın arasına birkaç önemli evrağımı koyduğumu hatırlıyorum," dedi.
- "Fotoğraftan mı bahsediyorsun?" diye karşılık verdi tezgâhın üzerini toparlayan kadın ona. Yaşlı kadın bir an gözlerini kitaptan yukarıya kaldırdı ve kalın ciltli kitabı tok bir sesle kapatıp önünde duran sehpanın üzerine bıraktı.
- "Senden onu isteyecek!" dedi yaşlı kadın. Kollarını iki yandan çapraz birleştirmiş, et parçalarından birini havaya fırlatıp fırlatıp yakalayan ekşi suratlı kediyi izliyordu. Tezgâhın üzerindeki son tabağı da lavabonun içine koyan kadın, elini musluğun altına tuttu ve hızlı adımlarla odanın içine ilerleyip yaşlı kadının karşısındaki koltuğun üzerine kendisini bıraktı ve sert bir ses tonuyla sorusunu yöneltti:
- "Seni fotoğrafı alman için gönderdi buraya, değil mi?"
- "Hayır!"
- "Burada ne iÅŸin var o zaman?"
- "Sana yardım etmem gerekiyor."
- "Benimle açık konuş! Neden tam da beni aradığı sırada, yıllar yıllar sonra buraya geldin?"
- "Buradayım, çünkü; zaten sen günün birinde buraya gelmemi isteyecektin. Belki de kendin bana gelecektin. Sen o gün geldiğinde zahmet etme diye ben şimdi buradayım."
- "Ben gelmeden önce seni mi aradı?"
- "Benimle bağlantısını zaten hiçbir zaman koparmamıştı ki!.."
- "Bana görüşmediğinizi söylemiştin?.."
- "Görüştüğümüzü söylediğim takdirde buradan ayrılacaktın?.."
- "Bu en doğrusu olmayacak mıydı? Şu anda onun beni bulamayacağı herhangi bir yerde olabilirdim. Belki kapının önünde bizi dinliyordur, belki de camın önündeki gölgelerden biridir, ha? Ne yapmaya çalıştın sen? Nasıl bir tehlikenin içine attın bizi"
- "O şu anda ne kapının önünde, ne camın önündeki gölgelerin içinde, ne de sana yakın herhangi bir yerde. Buradan ayrılman çok kötü sonuçlara mâl olacaktı ki en önemlisi benim seni bulamayacak oluşumdan ibârettir. Burada olman güvenliydi."
- "Şu anda beni sen koruyorsun yani, öyle mi?"
- "Ben senin özel güvenlik amirin değilim. Buraya sadece sana yardım etmek için geldiğimi söyledim. Bunun için o fotoğrafa ihtiyacım var."
- "Şayet önemli olan buysa; fotoğrafın arkasındaki telefon numarasını not alamayacak kadar aptal olduğunu zannetmiyorum."
- "İşin aslı o numarayı herhangi bir kâğıdın üzerine ya da aklımın herhangi bir köşesine not almayacak kadar akıllı olduğumu biliyorum. Ayrıca şayet ezbere biliyorsan; senin de o numarayı unutman gerekiyor."
- "Unutmak mı? Ne saçmalıyorsun sen? Ne numarayı unutması? Nasıl bir numarayı unutabilirim ki?"
- "Sana yardım etmek için geldiğimi söylemiştim."
- "Beni sinirlendiriyorsun. Peki neden ev aradığım o zamanlarda özellikle bu evde oturmamı istedin? Madem yakınlarında olmam ve istediğin anda bana ulaşabilmen gerekiyordu, neden kilometrelerce uzaklıktaki bu evi tuttun bana?"
- "Çünkü; bu ev, yan dairene ulaşmanın en kolay yolu!"
- "Neyden bahsediyorsun sen? Ne yan dairesi?"
- "Bayağı yan dairene ulaşmaktan bahsediyorum, 13 numaralı daireden... O daireye girmem gerekiyor."
- "Öyle mi? Ne güzel! İyi, gir o zaman. Kapıyı çalıp seni içeriye davet etmelerini bekliyorsun sanırım. Kapıyı açacak biri çıkarsa tabii."
- "O evde kimse yaşamıyor ki?.."
- "Ah, bilmeseydin şaşardım zaten!.. O hâlde kapıya takılı zincirleri de görmüşsündür. Günün herhangi bir saatinde o zincirleri parçalamaya çalışmanı izlemek çok eğlenceli olacak! Gerekli alet edevatı getirmişsindir umarım! Benim yok da!.."
- "Zincirleri kırmayı düşünmüyorum."
- "Ne yapmayı düşünüyorsun peki? Nasıl içeriye gireceksin?"
- "Ben girmeyeceÄŸim. Fiona girecek!"
- "Fiona mı? Bana lütfen ne yapmaya çalıştığını anlatır mısın? Yoksa aklî dengeni mi yitirdin görüşmediğimiz süre içerisinde sen? Koyun kadar kediyi anahtar deliğinden mi sığdırmayı düşünüyorsun? Haydi, diyelim ki sığdırdın; kapıyı nasıl açacağını mı öğrettin? Yaşlandıkça komikleşmeye başlamışsın."
- "Anahtar deliğinden sığdırmayı düşünmüyorum. Fiona yıllardan beri o eve girip çıkıyor zaten. Sana o kediyi bırakmamın sebebi sadece buydu. Ha, belki iyi geçiniyor olmanız da söylenilebilir. Fiona'nın görevi o eve girmek... Ve Fiona, o eve nasıl gireceğini çok iyi biliyor."

Sarı üzerine beyaz benekli kediye bakıp gülümsedi yaşlı kadın. Kedi, mama kabında kalan son bir iki parçayı didiklemekle uğraşıyordu. Parçalardan tekini patisinin ucuyla kavradı, bir hamlede şöminenin içine fırlattı, peşinden kendisi de şöminenin içine girdi ve isli şöminenin karanlığında gözden kayboldu.


fisherman resmi

>><

hacım çok uzun yazıyorsun yoruluyorum yarısında..birgün hepsini okuyacağım ve seni anlıyacağım...

santino resmi

+1

göz taraması yapmam bile uzun sürdü. ancak bir gün mutlaka okuyacağım.