


Bir çok kadın vajinasından gelen koku ile rahatsız olmuş, aynı zamanda erkekler için de bu koku bazen itici olmuştur. Bu kokunun sebebi nedir diye göz attığımızda birçok sebeple karşılaşabiliyoruz.
Osmanlı İmparatorluğu’nda kadın deyince Avrupalı sıradan bir kişinin kafasında iki tip kadın canlanıyordu. Birincisi ince peçeli, hafif oryantal ve darbuka sesini duyar duymaz göbek dansı yapmaya amade bir ‘hatun’; ikincisi kapkara bir çarşaf içinde gözleri bile görülemeyen bir ‘yaratık’. Bu ‘harem kadını’ ve ‘sokaktaki kadın’ görüntüleri neredeyse günümüzde bile [yakın bir örnek; time dergisinin avrupa baskısındaki kapak] Batı’da aynen geçerli.
Bu güne dek Viagra’nın erkekler üzerindeki etkisi bilimsel ve bilimsel olmayan çevrelerde pek çok kereler tartışmaya açıldı. Ancak kimsenin aklına bu tedavinin kadınlar üzerindeki etkisini araştırmak gelmedi.

Burada yayınlayacağım yazılar, Philip C. McGraw isimli bir Ph. D.'nin, orijinal adı Relationships Rescue, olan kitabından, kendimce yaptığım alıntılardan oluşacak. İlişkisi yolunda gitmeyen, hal-i hazırda bir ayrılık yaşayan, ilişkisini kurtarmak isteyen veya istemeyen herkese faydası olacağını düşündüğüm yazılar olacak bunlar. İzninizle başlıyorum:

Belki de dünyanın en güzel aşk şarkılarının söz yazarı, bestecisi ve icracısı Jacques Brel’in kadınlar hakkında, bazılarının Ortaçağ’dan kalmakla suçladığı fikirleri vardır. Brel’in görüşlerini özetlediğini sandığım bir bölümü kelimesi kelimesine olmasa da siz sevgili urbler için çevirdim. Alıntıdaki klasik göçebe/yerleşik ayrımını çok önemsediğimi ve ana fikri Brel’le aynı ifadelerle olmasa bile genelinde makul bulduğumu belirteyim.